İştar geç emekledi ama erken yürüdü.Hep bunu anlattım çevredekilere.
Her Çarşamba gittiğimiz Gymboree'de dersin yarısını hiç bir şey yapamadan geçirmek zorunda kalıyoruz çünkü bazı aktiviteleri yapabilmesi için Ayşe'nin emeklemesi lazım.Orada da öğretmenine "valla ablası da geç emeklemişti ama erken yürüdü" diyip durdum.
Bu cümleyi yaklaşık 2 aydır kurduğumu ise ancak fark edebildim.Neredeyse 8.5 aylık olduk ve geri geri bir kaç hamle dışında esasen Ayşe hiç kıpırdamıyor.
İyi ki İştar için de blog tutuyorum.Bugün üşenmeyip baktım ve şok şok şok:" geç emekledi" dediğim İştar bu kadarlıkken meğer speedy gonzalesmiş.
İştar bi ara sadece yuvarlanabiliyordu.Ayşe de bu da hiç olmadı.Esasen Ayşe vaktinin önemli bir kısmını oturarak geçiriyor.Arada biz onu yüzükoyun yatırıyoruz.Geri geri gidiyor, beş dakika sonra da sıkılıp mızıldanmaya başlıyor.Çıkardığı seslerden hemen onu geri oturtmaktan başka çare yok zaten.
Ayağını yere sağlam basıyor, koltuğa tutunup durabiliyor da fakat bütün bunların hiçbirini kendisi yapamıyor.Yani mobilitemiz sıfır.
Bir anlamda bu güzel bir şey, özellikle dışarı çıktığımızda çok rahat ediyoruz.Ayşe'yi mama sandalyesine oturt,işine bak! Muhtemelen emeklemeye başladığında aynı rahatlığımız olmayacak.
Ama beri yandan da ek gıdalarla birlikte kilo almaya da başladı,üstelik yorulmadığı için çabuk uyumuyor da.
Bir yerden bir yere gitmediği için merak ve keşfetme durumu da henüz yok.Oturarak her şeyi hallediyor.Hatta otura otura ileri doğru hareket etmeye başladı son bir kaç gündür.
Özellikle Gymboree'de sevdiği oyuncakları önüne havuç gibi koyup, ileri doğru emeklemesini sağlamaya çalışıyoruz ama oyuncağa bakıp bakıp gülümsüyor sadece.Hadi bi tutayım yok.Hırslarından tamamen arındırılmış, her şeyden mutlu olan bir çocuk Ayşe.Şimdilik emeklemeyi hiç düşünmüyor, canı istediğinde de kalkıp yürüyecek galiba!
28 Kasım 2016 Pazartesi
Ayşe İle İnatlaşmanın Sonu: Bir Uyku Eğitimi Hikayesi
İşe başladım başlayalı sürekli uykusuzum, yorgunum.Sabahları spor da yapmak istiyorum ama bu durum Ayşe'nin beni ne kadar uyutmadığı konusu ile direkt ilgili. Bazı günler o kadar uykusuz oluyorum ki, saat 8:20 gibi İştar'ı servise bindirdikten sonra hemen geri yatıp uyuyorum.Bir uyanıyorum saat 10:30 olmuş..Apar topar kalkıp işe koşuyorum.
Doktorumuz 7. ay kontrolde Kim West'in kitabını denememi önerdi. Hemen indirdim ve bir kısmını okudum.Fakat o kadar uykusuzum ve yorgunum ki, kitap okumaya bile halim yok.
Neyse, sağdan soldan pek bilinçli, pek iyi çocuk yetiştiren blogger sayfalarından okuduğum özetle konunun özünü kavradım galiba.
Kim West metodunda ağlatma var ama az..Özellikle gece sık uyanan bebekler için diyor ki; aslolan bebeğin kendi kendini uyutmayı öğrenmesi.Bunu becerirsen, senin ufaklık gece aniden uyandığında tekrar geri uykuya dönebilir. Bunu yapabilmenin tek yolu da bizim yaptığımızın aksine, bebek uykuyla uyanıklık arası bir durumdayken yatağına yatırıp, onu bir daha kucağa almadan yatağında kendi kendine uyuyakalmasını sağlamak. Bu sırada yatağın kenarında duruyoruz ve hedefimiz 1 hafta içinde kademeli olarak uzaklaşmak. İlk başlarda illa ki ağlayacak ama komşular polis çağırana kadar değil, sadece bir kaç dakika ağlatıyoruz.Sakinleşmezse, kucakta sakinleştirip bir daha başlıyoruz işe.Yatağa yatırdığımız çocuğu yattığı yerden pış pışlıyoruz. Eninde sonunda uyuyacak sıpa diye iddia ediyor sevgili Kim abla.Hah işte bu şekilde uyudu ya, uykular da birer döngü şeklinde ya, döngü bitip de uyandığında zaten başta da kendi uyumuştu ya, bebek şöyle bi bakınacak" yaw oda da karanlık,herkes fosur fosur uyuyo galiba, aman ben de uyuyayım bari yapacak bişi yok deyip geri uyuyacak. Esasen aynı durum biz büyükler için bile geçerliymiş.Uyku dediğimiz şey kesintisiz bir eylem değil, bir kaç saatlik döngülermiş.Biz de her döngü bitiminde uyanıyormuşuz ama sağa sola dönüp, popomuzu attırınca hooop yeni döngüye geçmiş oluyormuşuz.Bebeklerle aramızdaki fark, bebeklerin döngüleri daha kısa ve bize göre daha hızlı uyanıklık durumuna geçebilmeleri.
Ayşe 'deki temel sıkıntı emerek uyumaya fena halde alışmış bir bebek olması. En tehlikeli uyutma yöntemi de esasen bu çünkü döngüsü bitip uyandığında benden başka onu uykuya yatıracak kimse yok.
Ekim ortası gibi,Ayşe 7,5 aylıkken uyku eğitimi uygulamalarına başladım.
İlk iş, beşiği iptal ettik ( zaten sıradaki kuzenin yatağı olacak kısa zaman sonra) ve Ayşe' yi odasına geçirdim.Akşam yemeği, sonra banyo vs (malum uyku rutini de yaratmamız gerekiyor) derken iyice mayışan Ayşe ile odasına geçtim ve başladık uyutma rutinine.
Ninni söyledim, hafifçe salladım,pışpışladım, azcık uyku sinyalleri verince de yatağına yatırdım Ayşe'yi. Kucaktan yatağa geçince mızıldanmaya başlaması 1 dakika bile sürmedi.
Sakin şekilde yanına otırdum.Kolunu yatağının parmaklıklarından uzatıp poposuna pışpış yapmaya başladım.Ayşe " noluyoruz" bakışları attı önce, anlamadı.Ama asıl istediği şey (yani meme!!) hala gelmediği için bir süre sonra mızıldanmaların şiddeti arttı ve ağlamaya dönüştü.
Hemen kaldırdım,kucağıma aldım,sustu.
Yatırdım.
10 saniye sonra tekrar ağlamaya başladı.
Kaldırdım,sustu,yatırdım,ağladı,kaldırdım,sustu.....
Bu şekilde 7-8 tur gittik.
Odaya girişimizden beri 40 dakikayı geçmişti ve Ayşe'de uyku belirtisi hiç olmadığı gibi daha da uyanıktı artık.
Ver artık şunu anne ne saçmalıyorsun diyor gibiydi sanki.
Daha fazla denememeye karar verdim, emzirdim, hemen uyudu, yatırdım.Anında uyandı,bir daha emzirdim, bu defa uyanmadı.
Kamerasını açtım,parmak ucuma basa basa çıktım.
1 saat 10 dakikada uyumuştu. Hem de yine de sonu emzirmeyle bitmişti.
O gece Ayşe her 120 dakikada bir uyandı.Odadaki hoparlörden sesini duyduğum anda eşim de rahatsız olup uyanmasın diye hemen yataktan fırladım, koşa koşa odasına gittim.Aşırı uykum olduğu için emzirdim,uyuttum,tekrar yatağa döndüm.
Ertesi gün yeniden denedim.Birebir aynı şeyler oldu.Bu defa ben de biraz inat ettiğim için emzirmeden uyutma denemeleri kısmı daha da uzun sürdü.
Sonuç: yine emerek uyudu, 1 saat 45 dakika sürdü.
Sonraki gün tekrar.Bu defa emzikle de denemeler yapmak istedim.Normalde Ayşe hiç emzik kullanmıyor ama zaman zaman Sophia onu emzikle uyutuyordu.(emzik ne süper bişi bu arada) Yatırdıktan sonraki ağlama evresine geçildiğinde,ağzına emzik vermek istedim; tabi ki almadı.Kaldırdım, kucakta tekrar denedim, daha da şiddetli ağlamaya başladı.
Emziği göğsüme yaklaştırıp emzirir gibi yapayım dedim, hemen heyecanlandı,ağzına meme yerine emzik gelince tekrar ağlamaya başladı.Emzik işini bırakıp, son 2 gündür denediğim yöntemleri yapmaya başladım.
3. gün sonuç: tabi ki emerek uyudu, bu defa 2 saati geçmişti.
Ve bu 3 günün sonunda Ayşe'nin 120 dakikada bir uyanma rutini hiç değişmediği gibi, eskiden mıkırdanarak tatlı tatlı uyanan çocuk artık avazı çıktığı kadar bağırarak uyanıyor.Direk ağlayarak çağırıyor bizi.
Dördüncü gün- artık daha az hevesle- yine aynı şeyleri yaptım.Bu defa yatağın üzerine eğilerek pışpışladım Ayşe'yi. Emzik vermeyi denedim vs. Yine 1 saati geçtik ve Ayşe yaklaşık 10 dakikadır kesintisiz ağlarken son bir defa emziği deniyeyim dedim.Ayşe birden " anneee memeee" dedi.
Kalakaldım.
Hay Kim'e de West'e de dedim.
Çıkarıp emzirdim hemen.Uyudu.
Yatırdım.Aşırı derecede ağladığı için Ayşe bitap durumdaydı , yatırınca uyanma olmadı.
Yatak odasına gittim ve kararımı verdim: bu evde emzirme dönemi bitene kadar uyku eğitimi olmayacak artık..
Tabi ki 120 dakika sonra Ayşe tekrar uyandı,onu aldım ve aramıza yatırdım! Sabaha kadar her uyandığında kalkıp emzirdim.Bazen yatırınca da uyandı, bazen uyumaya devam etti.
Ertesi gün de aynı.Sonraki gün de.
Ayşe ben bu satırları yazarken artık neredeyse 8,5 aylık ve bir süredir aramızda yatıyor. Genellikle 4-5 saatte bir uyanıyor.Bir kere onu kaldırıp emziriyorum.Geri kalan uyanmalarında yattığım yerden emziriyorum.
Şu an ihtiyacım olan uykuyu çoğu zaman alıyorum.Ayşe de daha mutlu artık.
Bu durumu bozacak tek kişi İştar. Zaman zaman o da geceyi aramızda sonlandırıyor. Yani artık yatakta minimum 3 kişiyiz, pek çok aile gibi. Hatta bu beraber uyuma durumu o kadar yaygın ki, 2*2 yatak alan aileler bile var.Uzun bir süre İştar'ı yatağa sokmadan idare ettik fakat kıllandı mı artık ne olduysa,dün gece o da aramıza katıldı.Gecenin yarısını yatakta 4 kişi geçirdik, sonra tabi ki babamız pes edip her zamanki mekanına, yani salondaki koltuğa geçti. Her sabah onu iki büklüm buluyoruz.
Ayşe ile inatlaşmanın sonu işte böyle oldu, yatakta 3 kişi.
Doktorumuz 7. ay kontrolde Kim West'in kitabını denememi önerdi. Hemen indirdim ve bir kısmını okudum.Fakat o kadar uykusuzum ve yorgunum ki, kitap okumaya bile halim yok.
Neyse, sağdan soldan pek bilinçli, pek iyi çocuk yetiştiren blogger sayfalarından okuduğum özetle konunun özünü kavradım galiba.
Kim West metodunda ağlatma var ama az..Özellikle gece sık uyanan bebekler için diyor ki; aslolan bebeğin kendi kendini uyutmayı öğrenmesi.Bunu becerirsen, senin ufaklık gece aniden uyandığında tekrar geri uykuya dönebilir. Bunu yapabilmenin tek yolu da bizim yaptığımızın aksine, bebek uykuyla uyanıklık arası bir durumdayken yatağına yatırıp, onu bir daha kucağa almadan yatağında kendi kendine uyuyakalmasını sağlamak. Bu sırada yatağın kenarında duruyoruz ve hedefimiz 1 hafta içinde kademeli olarak uzaklaşmak. İlk başlarda illa ki ağlayacak ama komşular polis çağırana kadar değil, sadece bir kaç dakika ağlatıyoruz.Sakinleşmezse, kucakta sakinleştirip bir daha başlıyoruz işe.Yatağa yatırdığımız çocuğu yattığı yerden pış pışlıyoruz. Eninde sonunda uyuyacak sıpa diye iddia ediyor sevgili Kim abla.Hah işte bu şekilde uyudu ya, uykular da birer döngü şeklinde ya, döngü bitip de uyandığında zaten başta da kendi uyumuştu ya, bebek şöyle bi bakınacak" yaw oda da karanlık,herkes fosur fosur uyuyo galiba, aman ben de uyuyayım bari yapacak bişi yok deyip geri uyuyacak. Esasen aynı durum biz büyükler için bile geçerliymiş.Uyku dediğimiz şey kesintisiz bir eylem değil, bir kaç saatlik döngülermiş.Biz de her döngü bitiminde uyanıyormuşuz ama sağa sola dönüp, popomuzu attırınca hooop yeni döngüye geçmiş oluyormuşuz.Bebeklerle aramızdaki fark, bebeklerin döngüleri daha kısa ve bize göre daha hızlı uyanıklık durumuna geçebilmeleri.
Ayşe 'deki temel sıkıntı emerek uyumaya fena halde alışmış bir bebek olması. En tehlikeli uyutma yöntemi de esasen bu çünkü döngüsü bitip uyandığında benden başka onu uykuya yatıracak kimse yok.
Ekim ortası gibi,Ayşe 7,5 aylıkken uyku eğitimi uygulamalarına başladım.
İlk iş, beşiği iptal ettik ( zaten sıradaki kuzenin yatağı olacak kısa zaman sonra) ve Ayşe' yi odasına geçirdim.Akşam yemeği, sonra banyo vs (malum uyku rutini de yaratmamız gerekiyor) derken iyice mayışan Ayşe ile odasına geçtim ve başladık uyutma rutinine.
Ninni söyledim, hafifçe salladım,pışpışladım, azcık uyku sinyalleri verince de yatağına yatırdım Ayşe'yi. Kucaktan yatağa geçince mızıldanmaya başlaması 1 dakika bile sürmedi.
Sakin şekilde yanına otırdum.Kolunu yatağının parmaklıklarından uzatıp poposuna pışpış yapmaya başladım.Ayşe " noluyoruz" bakışları attı önce, anlamadı.Ama asıl istediği şey (yani meme!!) hala gelmediği için bir süre sonra mızıldanmaların şiddeti arttı ve ağlamaya dönüştü.
Hemen kaldırdım,kucağıma aldım,sustu.
Yatırdım.
10 saniye sonra tekrar ağlamaya başladı.
Kaldırdım,sustu,yatırdım,ağladı,kaldırdım,sustu.....
Bu şekilde 7-8 tur gittik.
Odaya girişimizden beri 40 dakikayı geçmişti ve Ayşe'de uyku belirtisi hiç olmadığı gibi daha da uyanıktı artık.
Ver artık şunu anne ne saçmalıyorsun diyor gibiydi sanki.
Daha fazla denememeye karar verdim, emzirdim, hemen uyudu, yatırdım.Anında uyandı,bir daha emzirdim, bu defa uyanmadı.
Kamerasını açtım,parmak ucuma basa basa çıktım.
1 saat 10 dakikada uyumuştu. Hem de yine de sonu emzirmeyle bitmişti.
O gece Ayşe her 120 dakikada bir uyandı.Odadaki hoparlörden sesini duyduğum anda eşim de rahatsız olup uyanmasın diye hemen yataktan fırladım, koşa koşa odasına gittim.Aşırı uykum olduğu için emzirdim,uyuttum,tekrar yatağa döndüm.
Ertesi gün yeniden denedim.Birebir aynı şeyler oldu.Bu defa ben de biraz inat ettiğim için emzirmeden uyutma denemeleri kısmı daha da uzun sürdü.
Sonuç: yine emerek uyudu, 1 saat 45 dakika sürdü.
Sonraki gün tekrar.Bu defa emzikle de denemeler yapmak istedim.Normalde Ayşe hiç emzik kullanmıyor ama zaman zaman Sophia onu emzikle uyutuyordu.(emzik ne süper bişi bu arada) Yatırdıktan sonraki ağlama evresine geçildiğinde,ağzına emzik vermek istedim; tabi ki almadı.Kaldırdım, kucakta tekrar denedim, daha da şiddetli ağlamaya başladı.
Emziği göğsüme yaklaştırıp emzirir gibi yapayım dedim, hemen heyecanlandı,ağzına meme yerine emzik gelince tekrar ağlamaya başladı.Emzik işini bırakıp, son 2 gündür denediğim yöntemleri yapmaya başladım.
3. gün sonuç: tabi ki emerek uyudu, bu defa 2 saati geçmişti.
Ve bu 3 günün sonunda Ayşe'nin 120 dakikada bir uyanma rutini hiç değişmediği gibi, eskiden mıkırdanarak tatlı tatlı uyanan çocuk artık avazı çıktığı kadar bağırarak uyanıyor.Direk ağlayarak çağırıyor bizi.
Dördüncü gün- artık daha az hevesle- yine aynı şeyleri yaptım.Bu defa yatağın üzerine eğilerek pışpışladım Ayşe'yi. Emzik vermeyi denedim vs. Yine 1 saati geçtik ve Ayşe yaklaşık 10 dakikadır kesintisiz ağlarken son bir defa emziği deniyeyim dedim.Ayşe birden " anneee memeee" dedi.
Kalakaldım.
Hay Kim'e de West'e de dedim.
Çıkarıp emzirdim hemen.Uyudu.
Yatırdım.Aşırı derecede ağladığı için Ayşe bitap durumdaydı , yatırınca uyanma olmadı.
Yatak odasına gittim ve kararımı verdim: bu evde emzirme dönemi bitene kadar uyku eğitimi olmayacak artık..
Tabi ki 120 dakika sonra Ayşe tekrar uyandı,onu aldım ve aramıza yatırdım! Sabaha kadar her uyandığında kalkıp emzirdim.Bazen yatırınca da uyandı, bazen uyumaya devam etti.
Ertesi gün de aynı.Sonraki gün de.
Ayşe ben bu satırları yazarken artık neredeyse 8,5 aylık ve bir süredir aramızda yatıyor. Genellikle 4-5 saatte bir uyanıyor.Bir kere onu kaldırıp emziriyorum.Geri kalan uyanmalarında yattığım yerden emziriyorum.
Şu an ihtiyacım olan uykuyu çoğu zaman alıyorum.Ayşe de daha mutlu artık.
Bu durumu bozacak tek kişi İştar. Zaman zaman o da geceyi aramızda sonlandırıyor. Yani artık yatakta minimum 3 kişiyiz, pek çok aile gibi. Hatta bu beraber uyuma durumu o kadar yaygın ki, 2*2 yatak alan aileler bile var.Uzun bir süre İştar'ı yatağa sokmadan idare ettik fakat kıllandı mı artık ne olduysa,dün gece o da aramıza katıldı.Gecenin yarısını yatakta 4 kişi geçirdik, sonra tabi ki babamız pes edip her zamanki mekanına, yani salondaki koltuğa geçti. Her sabah onu iki büklüm buluyoruz.
Ayşe ile inatlaşmanın sonu işte böyle oldu, yatakta 3 kişi.
Eylül 2016 - Time is Up, Back To Work!
Kafamda bin bir soru: emzirme işi ne olacak, doğru dürüst Türkçe bilmeyen yabancı bir bakıcıya tüm gün çocuğu nasıl emanet edeceğim,ya ağlarsa ve susmazsa,ya beni ararsa,iş yerinde sütü nasıl sağacağım..
Hiç bitmeyecekmiş gibi uzun gelen bayram tatili sonrası 7/24 Ayşe Mitra ile ev hanımı gibi geçirdiğim,kocamın cebinden yediğim günlerin sonuna geldik.
Hem Sophia hem de benim için gerçek mesai saatleri başladı.Bu arada ev hanımı olmayı gerçekten de çok sevdim- özellikle ev işi yapmıyorsan.Koskoca bir 6 ay kızımla doya doya öpe koklaya, emzire emzire geçti. Bu 6 ayda Ayşe'yi en fazla 3-4 saat bıraktım,koşa koşa yanına gittim.
Ve şimdi sanki hiç bir şey olmamış gibi işe başlayacağım. İstesem bu evde kalma sürecini daha da uzatabilirim ama bu durumun da çok sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Bebeğin günlük işleriyle ilgilenirken ister istemez bir rutin oluşuyor ve aslında kadın da o çarkın içinde kayboluyor. Ek gıda dönemi itibariyle hayata tekrar karışmalı, evden dışarı çıkmalı..
Benim bu anlamda şansım, kendi işimde çalışıyor olmam.Bunun esnekliğini anne olduktan sonra dibine kadar kullandım ve Ayşe de de aynı durumu devam ettireceğim.En az 2 sene bu şekilde.Daha sonra elbette tam anlamıyla rutine dönecek hayat.
Pazartesi Ayşe'yi evde bırakıp işe gidiyorum.Saat 10 gibi emzirerek evden çıkıyorum, Sophia acıkınca beni arıyor.Eve gidip emziriyorum, sonra tekrar işe.Ek gıda öğünlerimiz biraz daha artana kadar devam ediyoruz bu şekilde.
Fakat bu arada emzirme aralıklarım giderek seyrekleşiyor.
Sütüm azalmasın diye işyerinde sağmayı deniyorum, o da ne: çıka çıka 30 cc çıktı.Sağmaktan vazgeçiyorum.
Sütüm azaldı mı diye endişe edip oradan Ayşe'nin sık sık gece uyanmalarına bağlıyorum konuyu.
Bayramda aynı şüpheyle aldığımız Aptamil pakedini açıp deneme yapıyoruz.
Yok kesinlikle mama içmiyor.
Aksi gibi açlık belirtisi de göstermiyor hiç Ayşe. 7 saat beslenmeden durduğu oluyor.Yani teknik olarak gece kesintisiz uyumaya inanılmaz meyilli aslında.
Derken 7. ay sonlarında artık rutin oluşturuyorum.Hala veremediğim doğum kilolarım var, yaklaşık 6 kilo.Sabahları emzirip spora gidiyorum çoğu günler.Oradan da işe. Evden çıkışım 9 gibi, gelişim 5:30 gibi. Gelir gelmez de emziriyorum ama aradaki 8 saatte Ayşe sebze,yoğurt ve meyve yiyor. Pek süt içmeye de zamanı yok aslında.
Kameradan bakıyorum ara sıra.
Garip oluyorum bazen.Hem dışarı çıkıp,çalışıp hayata karışmak istiyorum hem de 7/24 Ayşe ile olmak istiyorum.
Üstelik Ayşe ile dolu dolu geçirdiğimiz zaman aslında o kadar az ki..Saat 5:30 gibi eve geldikten 1 saat sonra da İştar okuldan geliyor.Ve benim İştar mesaim başlıyor.Ya onu banyo yaptırıyorum,ya parka indiriyorum.Şimdilik ikisini birlikte tutmam çok zor.
Sefa günlerinin sonu geldi, artık Ayşe de çalışan annenin kızı oldu..
Hiç bitmeyecekmiş gibi uzun gelen bayram tatili sonrası 7/24 Ayşe Mitra ile ev hanımı gibi geçirdiğim,kocamın cebinden yediğim günlerin sonuna geldik.
Hem Sophia hem de benim için gerçek mesai saatleri başladı.Bu arada ev hanımı olmayı gerçekten de çok sevdim- özellikle ev işi yapmıyorsan.Koskoca bir 6 ay kızımla doya doya öpe koklaya, emzire emzire geçti. Bu 6 ayda Ayşe'yi en fazla 3-4 saat bıraktım,koşa koşa yanına gittim.
Ve şimdi sanki hiç bir şey olmamış gibi işe başlayacağım. İstesem bu evde kalma sürecini daha da uzatabilirim ama bu durumun da çok sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Bebeğin günlük işleriyle ilgilenirken ister istemez bir rutin oluşuyor ve aslında kadın da o çarkın içinde kayboluyor. Ek gıda dönemi itibariyle hayata tekrar karışmalı, evden dışarı çıkmalı..
Benim bu anlamda şansım, kendi işimde çalışıyor olmam.Bunun esnekliğini anne olduktan sonra dibine kadar kullandım ve Ayşe de de aynı durumu devam ettireceğim.En az 2 sene bu şekilde.Daha sonra elbette tam anlamıyla rutine dönecek hayat.
Pazartesi Ayşe'yi evde bırakıp işe gidiyorum.Saat 10 gibi emzirerek evden çıkıyorum, Sophia acıkınca beni arıyor.Eve gidip emziriyorum, sonra tekrar işe.Ek gıda öğünlerimiz biraz daha artana kadar devam ediyoruz bu şekilde.
Fakat bu arada emzirme aralıklarım giderek seyrekleşiyor.
Sütüm azalmasın diye işyerinde sağmayı deniyorum, o da ne: çıka çıka 30 cc çıktı.Sağmaktan vazgeçiyorum.
Sütüm azaldı mı diye endişe edip oradan Ayşe'nin sık sık gece uyanmalarına bağlıyorum konuyu.
Bayramda aynı şüpheyle aldığımız Aptamil pakedini açıp deneme yapıyoruz.
Yok kesinlikle mama içmiyor.
Aksi gibi açlık belirtisi de göstermiyor hiç Ayşe. 7 saat beslenmeden durduğu oluyor.Yani teknik olarak gece kesintisiz uyumaya inanılmaz meyilli aslında.
Derken 7. ay sonlarında artık rutin oluşturuyorum.Hala veremediğim doğum kilolarım var, yaklaşık 6 kilo.Sabahları emzirip spora gidiyorum çoğu günler.Oradan da işe. Evden çıkışım 9 gibi, gelişim 5:30 gibi. Gelir gelmez de emziriyorum ama aradaki 8 saatte Ayşe sebze,yoğurt ve meyve yiyor. Pek süt içmeye de zamanı yok aslında.
Kameradan bakıyorum ara sıra.
Garip oluyorum bazen.Hem dışarı çıkıp,çalışıp hayata karışmak istiyorum hem de 7/24 Ayşe ile olmak istiyorum.
Üstelik Ayşe ile dolu dolu geçirdiğimiz zaman aslında o kadar az ki..Saat 5:30 gibi eve geldikten 1 saat sonra da İştar okuldan geliyor.Ve benim İştar mesaim başlıyor.Ya onu banyo yaptırıyorum,ya parka indiriyorum.Şimdilik ikisini birlikte tutmam çok zor.
Sefa günlerinin sonu geldi, artık Ayşe de çalışan annenin kızı oldu..
Uykuuuu Biraz Uykuuuu
Neredeeeen nereye geldik a dostlar.".Mucize bebek, olmaz böyle şey, tü tü maşallah" derken Ayşe Mitra gece boyu iki saatte bir ve sabaha karşı artık saat başı uyanan bir bebek haline geldi.
Eskiden uyansa dahi hemen emzirirdim ve yatağına uyumuş şekilde geri yatırırdım.
Hahaayyt, artık bu da işlemiyor bizde cicim!Uyanıyor, emziriyorum, pış pışlıyorum; yatağına yatırıyorum ve hop yine gözler açık!!
Her uyanma seansı bir öncekinden daha uzun sürüyor artık.
Doktoruma danışıyorum, şunu diyor: emerek uyumaya alışmış bebeklerde sık uyanma her zaman görülen bir durum.Hiç olmazsa bir emme seansını atlat, zamanla 4 saatte bire çıkar uyanmaları..
Tabi söylemesi yapmasından daha kolay..Hemen deniyorum aynı akşam..Pışpışlıyorum, ninni söylüyorum,kucağımda sallıyorum..Mümkün değil, uyumuyor.Sallayınca bile uyumayan bir bebek Ayşe Mitra. Yarım saat sonra pes ediyorum ve emziriyorum, bi süre sonra uyuyor..
Beşiğine yatırıyorum, uyanınca da beşiği sallamaya başlıyorum bu defa.Tabi ki uyumuyor..Tekrar alıyorum, pışpışlıyorum,ninni söylüyorum,kucağımda salıyorum..Uyumuyor uyumuyor uyumuyor!!
Pes edip emziriyorum, bi süre sonra uyuyor..
Hah işte bu noktadan sonra şans faktörü devreye giriyor..Uyanmazsa ne ala,uyanırsa haydii sil baştan
Peki ne oldu da bu duruma geldi bu çocuğun uykusu?
Aniden sütüm mü azaldı?Yapısı mı değişti? Büyüme sıçramasına mı girdi?
Ne oldu ne oldu ne oldu...
Bunları düşünerek uyuyakalıyorum..
Saat 03:10
Birden irkilerek uyanıyorum:İştar sesleniyor odadan. "Anneee anneeee anneeeee"
O kadar uykum var ki gözümü bile açamıyorum
Sesin şiddeti yükseliyor: " anneee anneeee anneeee"
Vazgeçmiyor.
Kalkıp bu defa İştar'ın yanına gidiyorum.Korkmuş, beni yanında istiyor.
Yanına uzanıyorum,anında uyumaya başlıyorum..
Birden irkilerek uyanıyorum: Ayşe Mitra uyanmış.
O kadar uykum var ki gözümü bile açamıyorum
Sesin şiddeti yükseliyor ve ağlamaya dönüşüyor
Vazgeçmiyor.
Kalkıp yatak odasına geri dönüyorum.Pışpışlıyorum, ninni söylüyorum,kucağımda sallıyorum..Mümkün değil, uyumuyor..
Pes edip emziriyorum, bi süre sonra uyuyor..
Saat 4:45
Ve toplasan 3 saat ancak uyumuşumdur..
Eskiden uyansa dahi hemen emzirirdim ve yatağına uyumuş şekilde geri yatırırdım.
Hahaayyt, artık bu da işlemiyor bizde cicim!Uyanıyor, emziriyorum, pış pışlıyorum; yatağına yatırıyorum ve hop yine gözler açık!!
Her uyanma seansı bir öncekinden daha uzun sürüyor artık.
Doktoruma danışıyorum, şunu diyor: emerek uyumaya alışmış bebeklerde sık uyanma her zaman görülen bir durum.Hiç olmazsa bir emme seansını atlat, zamanla 4 saatte bire çıkar uyanmaları..
Tabi söylemesi yapmasından daha kolay..Hemen deniyorum aynı akşam..Pışpışlıyorum, ninni söylüyorum,kucağımda sallıyorum..Mümkün değil, uyumuyor.Sallayınca bile uyumayan bir bebek Ayşe Mitra. Yarım saat sonra pes ediyorum ve emziriyorum, bi süre sonra uyuyor..
Beşiğine yatırıyorum, uyanınca da beşiği sallamaya başlıyorum bu defa.Tabi ki uyumuyor..Tekrar alıyorum, pışpışlıyorum,ninni söylüyorum,kucağımda salıyorum..Uyumuyor uyumuyor uyumuyor!!
Pes edip emziriyorum, bi süre sonra uyuyor..
Hah işte bu noktadan sonra şans faktörü devreye giriyor..Uyanmazsa ne ala,uyanırsa haydii sil baştan
Peki ne oldu da bu duruma geldi bu çocuğun uykusu?
Aniden sütüm mü azaldı?Yapısı mı değişti? Büyüme sıçramasına mı girdi?
Ne oldu ne oldu ne oldu...
Bunları düşünerek uyuyakalıyorum..
Saat 03:10
Birden irkilerek uyanıyorum:İştar sesleniyor odadan. "Anneee anneeee anneeeee"
O kadar uykum var ki gözümü bile açamıyorum
Sesin şiddeti yükseliyor: " anneee anneeee anneeee"
Vazgeçmiyor.
Kalkıp bu defa İştar'ın yanına gidiyorum.Korkmuş, beni yanında istiyor.
Yanına uzanıyorum,anında uyumaya başlıyorum..
Birden irkilerek uyanıyorum: Ayşe Mitra uyanmış.
O kadar uykum var ki gözümü bile açamıyorum
Sesin şiddeti yükseliyor ve ağlamaya dönüşüyor
Vazgeçmiyor.
Kalkıp yatak odasına geri dönüyorum.Pışpışlıyorum, ninni söylüyorum,kucağımda sallıyorum..Mümkün değil, uyumuyor..
Pes edip emziriyorum, bi süre sonra uyuyor..
Saat 4:45
Ve toplasan 3 saat ancak uyumuşumdur..
22 Kasım 2016 Salı
Sepet Bebeği Ayşe Mitra'nın Dönüşümü
Ayşe Mitra ile günlerimiz çok kolay..İnanılmaz sorunsuz bir bebek.Tabi,emdiği sürece.
Mızıldanıyor mu, haydi meme..
Uyuması mı gerekiyor, hooop meme..
Yaz geliyor, Çeşme'ye taşınıyoruz. Bana mısın dercesine, bazen geceleri 8 saat kesintisiz uyuduğu oluyor. Gündüzleri de ya sitede takılıyoruz yada kızları arabanın arkasına atıp bir plaja..
Eğer gittiğim yerde annemler yoksa,yanıma mutlaka Sophia'yı da alıyorum.Emzirme zamanı geldiğinde gidip emziriyorum, kalan zamanlarda Sophia ilgileniyor Ayşe Mitra ile.
Yaz boyu esasen tek derdim İştar oluyor. Ayşe Mitra'nın hiç ağırlığı yok, olsa da hoop hemen bakıcısına havale ediyorum.Gündüzleri uykusuzluk durumu devam ediyor fakat bunun dışında her şey harika gidiyor.
O kadar ki, 4 aylık rutin kontrolü atlıyoruz,İzmir'e gitmiyoruz.Aşıları da Çeşme'deki sağlık ocağında oluyor.
Fakat 5. ay itibariyle bu saadet durumu bozulmaya başlıyor.
Bir gece her zaman mışıl mışıl uyuyan çocuk uyumuyor, sürekli mızıldanıyor.
Ateşlenmiş!!
Kalkıp ölçüyorum, 38 derece!
Panik oluyorum.Hemen banyo ve verebildiğim kadar Calpol.Emdiği için ateş düşürücüyü vermek de çok sıkıntılı oluyor.Ne kadarını aldığını kestiremiyorum.
Atlayıp İzmir'deki en yakın hastanenin aciline gidiyoruz.Doktor diyor ki, ishal olacak, o da ateş yapar.Hemen bi kaka numunesi alalım.Sabaha kadar kaka için bekliyoruz ama yok bir şey.Çeşme'ye dönüyoruz. Gün içinde kaka geliyor, ve iki kavanoz kaka için tekrar İzmir'e gidiyoruz.
Sonuçlar temiz.İshal de yok
Ayşe Mitra'nın keyfi de yerinde, bir daha ateş de çıkmıyor. Kendi doktorumuz idrara neden bakmadılar ki diyor ama ateş vs devam etmeyince çok da üzerinde durmuyoruz.
Size önemli tavsiye:acildeki doktorlara güvenmeyin!!!
Bir hafta sonra Ayşe Mitranın ateşi tekrar yükseliyor ve bu defa düşmeyen inatçı bir ateş. Banyo ,Calpol bana mısın demiyor. 39 lardan ancak 38,3 lere düşüyor ve hemen artmaya devam ediyor.
Tekrar acile gidiyoruz.Orada daha düşük ölçüyorlar, ateşi yok deyip eve yolluyorlar.
Ertesi gün de ateş kritik olmasa da devam ediyor ve tabi ki Çeşmedeki hastaneye tekrar gidiyoruz.
Nihayet idrarına bakmak akıllarına geliyor.Zaten acilde çocuk doktoru olmadığı için ancak gündüz gidebiliyoruz.
Teşhis: idrar yolları iltihabı, hem de ileri seviyede!
Doktor damar yolundan antibiyotik tedavisi öneriyor.
Korkuyorum.Hemen atlayıp İzmir'e gidiyoruz. Tahlilller vs derken akşam 9 larda hala hastanedeyiz.
Ve evet, kesinlikle damardan antibiyotik şart.
1 hafta boyunca her gün poliklinikte iğne yiyor Ayşe Mitra.Ve sonunda da kurtuluyoruz bu hastalıktan.
Hastalığı süresince keyfi yine de yerinde fakat artık hayatımda çok önemli bir şey eksik: gece uykusu!!!..
Ayşe Mitra bir şekilde geceleri uyanmaya alışıyor..Önce 4 saatte bir, sonra 3 saatte bir ve son olarak 2 saatte bire düşürüyor uyanma sıklığını.Sadece emerek uyuyor.
Eylül, 2016. Ayşe Mitra 6 aylık ve ben geceleri 2 saatte bir uyanıyorum..
Başa döndüm
Mızıldanıyor mu, haydi meme..
Uyuması mı gerekiyor, hooop meme..
Yaz geliyor, Çeşme'ye taşınıyoruz. Bana mısın dercesine, bazen geceleri 8 saat kesintisiz uyuduğu oluyor. Gündüzleri de ya sitede takılıyoruz yada kızları arabanın arkasına atıp bir plaja..
Eğer gittiğim yerde annemler yoksa,yanıma mutlaka Sophia'yı da alıyorum.Emzirme zamanı geldiğinde gidip emziriyorum, kalan zamanlarda Sophia ilgileniyor Ayşe Mitra ile.
Yaz boyu esasen tek derdim İştar oluyor. Ayşe Mitra'nın hiç ağırlığı yok, olsa da hoop hemen bakıcısına havale ediyorum.Gündüzleri uykusuzluk durumu devam ediyor fakat bunun dışında her şey harika gidiyor.
O kadar ki, 4 aylık rutin kontrolü atlıyoruz,İzmir'e gitmiyoruz.Aşıları da Çeşme'deki sağlık ocağında oluyor.
Fakat 5. ay itibariyle bu saadet durumu bozulmaya başlıyor.
Bir gece her zaman mışıl mışıl uyuyan çocuk uyumuyor, sürekli mızıldanıyor.
Ateşlenmiş!!
Kalkıp ölçüyorum, 38 derece!
Panik oluyorum.Hemen banyo ve verebildiğim kadar Calpol.Emdiği için ateş düşürücüyü vermek de çok sıkıntılı oluyor.Ne kadarını aldığını kestiremiyorum.
Atlayıp İzmir'deki en yakın hastanenin aciline gidiyoruz.Doktor diyor ki, ishal olacak, o da ateş yapar.Hemen bi kaka numunesi alalım.Sabaha kadar kaka için bekliyoruz ama yok bir şey.Çeşme'ye dönüyoruz. Gün içinde kaka geliyor, ve iki kavanoz kaka için tekrar İzmir'e gidiyoruz.
Sonuçlar temiz.İshal de yok
Ayşe Mitra'nın keyfi de yerinde, bir daha ateş de çıkmıyor. Kendi doktorumuz idrara neden bakmadılar ki diyor ama ateş vs devam etmeyince çok da üzerinde durmuyoruz.
Size önemli tavsiye:acildeki doktorlara güvenmeyin!!!
Bir hafta sonra Ayşe Mitranın ateşi tekrar yükseliyor ve bu defa düşmeyen inatçı bir ateş. Banyo ,Calpol bana mısın demiyor. 39 lardan ancak 38,3 lere düşüyor ve hemen artmaya devam ediyor.
Tekrar acile gidiyoruz.Orada daha düşük ölçüyorlar, ateşi yok deyip eve yolluyorlar.
Ertesi gün de ateş kritik olmasa da devam ediyor ve tabi ki Çeşmedeki hastaneye tekrar gidiyoruz.
Nihayet idrarına bakmak akıllarına geliyor.Zaten acilde çocuk doktoru olmadığı için ancak gündüz gidebiliyoruz.
Teşhis: idrar yolları iltihabı, hem de ileri seviyede!
Doktor damar yolundan antibiyotik tedavisi öneriyor.
Korkuyorum.Hemen atlayıp İzmir'e gidiyoruz. Tahlilller vs derken akşam 9 larda hala hastanedeyiz.
Ve evet, kesinlikle damardan antibiyotik şart.
1 hafta boyunca her gün poliklinikte iğne yiyor Ayşe Mitra.Ve sonunda da kurtuluyoruz bu hastalıktan.
Hastalığı süresince keyfi yine de yerinde fakat artık hayatımda çok önemli bir şey eksik: gece uykusu!!!..
Ayşe Mitra bir şekilde geceleri uyanmaya alışıyor..Önce 4 saatte bir, sonra 3 saatte bir ve son olarak 2 saatte bire düşürüyor uyanma sıklığını.Sadece emerek uyuyor.
Eylül, 2016. Ayşe Mitra 6 aylık ve ben geceleri 2 saatte bir uyanıyorum..
Başa döndüm
Ayşe Mitra ile Lohusa Hayatı-İlk 40 Gün
Harika hissediyorum kendimi.Ağrım,sızım hiç bir şeyim yok; sütüm inanılmaz iyi, üstelik artanını da sağıp buzluğa atıyorum.İştar sabah 9'da gidiyor, akşam 6'ya kadar yok.Gün içinde Ayşe Mitra ile ben baş başayız. Fakat bir sıkıntımız var, minnoş kesinlikle gündüzleri uyumuyor!
O gece 6 saat kesintisiz uyuyan çocuk, gündüz yarım saat sonra gözleri açıyor.Bebek uyutmada klasik yöntemler olan pusetle gezdirme, kucakta sallama vs hiç biri işe yaramıyor.Bazı günleri sıfır uykuyla bile geçirdiğimiz oluyor
Fakat işin ilginci,Ayşe Mitra uyumamasına rağmen öyle huysuz bir çocuk filan değil, etrafa gülücükler saçıyor.Ancak acıkırsa filan ağlıyor.
Gaz vs durumlarımız da pek yok gibi.
Tek sıkıntı günde 18-20 saat uyuması gereken bir bebeğin ancak 10 saat filan uyuması.
Boy ,kilo her şey 90 persentilden ilerliyor.20 günlükken mevlüdümüzü de yaptık, doğumda gelemeyen akrabalar Ayşe Mitra'yı görmüş oldular.
Süt akışı muazzam, 3 saat emzirmezsem inanılmaz bir ağrı başlıyor, kollarımı kaldıramıyorum.Hala göğüs kalkanı kullandığım için sütler orada da birikiyor.Dikkatli davranmazsam foşşş yerler süt içinde kalıyor..
Kusmuk,çiş, kaka..Hayatımda artık bu üçlü var.Ayşe Mitra inanılmaz kusuyor. Bazen standart beslenme sonrası kusuk, bazen de bütün üstü başı rezil edecek seviyede.
Ayşe Mitra'yı kucağa almak isteyene ilk uyarımız " aman ağlar filan" değil, " dikkat fena kusar" şeklinde.Giydiğimiz her şey bir kaç saat sonra kirli sepetinde..
Sitenin yürüyüş parkurunda ana kız yürüyüşlere başladık..Çok komik, aylarca karnımda olan bebek şimdi pusetinde ve biz hala aynı yollarda yürüyoruz.
O gece 6 saat kesintisiz uyuyan çocuk, gündüz yarım saat sonra gözleri açıyor.Bebek uyutmada klasik yöntemler olan pusetle gezdirme, kucakta sallama vs hiç biri işe yaramıyor.Bazı günleri sıfır uykuyla bile geçirdiğimiz oluyor
Fakat işin ilginci,Ayşe Mitra uyumamasına rağmen öyle huysuz bir çocuk filan değil, etrafa gülücükler saçıyor.Ancak acıkırsa filan ağlıyor.
Gaz vs durumlarımız da pek yok gibi.
Tek sıkıntı günde 18-20 saat uyuması gereken bir bebeğin ancak 10 saat filan uyuması.
Boy ,kilo her şey 90 persentilden ilerliyor.20 günlükken mevlüdümüzü de yaptık, doğumda gelemeyen akrabalar Ayşe Mitra'yı görmüş oldular.
Süt akışı muazzam, 3 saat emzirmezsem inanılmaz bir ağrı başlıyor, kollarımı kaldıramıyorum.Hala göğüs kalkanı kullandığım için sütler orada da birikiyor.Dikkatli davranmazsam foşşş yerler süt içinde kalıyor..
Kusmuk,çiş, kaka..Hayatımda artık bu üçlü var.Ayşe Mitra inanılmaz kusuyor. Bazen standart beslenme sonrası kusuk, bazen de bütün üstü başı rezil edecek seviyede.
Ayşe Mitra'yı kucağa almak isteyene ilk uyarımız " aman ağlar filan" değil, " dikkat fena kusar" şeklinde.Giydiğimiz her şey bir kaç saat sonra kirli sepetinde..
Sitenin yürüyüş parkurunda ana kız yürüyüşlere başladık..Çok komik, aylarca karnımda olan bebek şimdi pusetinde ve biz hala aynı yollarda yürüyoruz.
21 Kasım 2016 Pazartesi
Evde Dört Kişi,İlk Bir Hafta
Sağlık sektörünün geldiği acı bir nokta,şu cümleyi duymaktan sistem adına utanıyorum: "helal olsun,nasıl da normal doğurdun, korkmadın mı,acımadı mı"
Adı üstünde "normal" yapma metodu belli olan bir şey, 25 senede tercihli hale dönüştü.Tıp sektörü ilerleyip epizyosuz, ağrısız,risklerin minimize edildiği normal doğum yöntemlerini destekleyeceğine;anne adaylarını doğum yapmaktan korkar hale getirdiler.Sezeryana doğum diyemiyorum zira bu işlem ameliyathaneye girip, karnını yarıp bebeği alma operasyonu biliyorsunuz.
Normal doğurursa canı yanacak,acıyacak;vücudunda deformasyon olacak. Hem riskleri de var.Oysa sezeryan kolay, risksiz, beş dakikada bebeği kucağına veriyorlar.Bu söylemi kafalara yerleştiren de doktorlar. Sistem sezeryan üzerine işlediği için de özellikle özel hastanelerde ebe hemşireler yeterince normal doğum vakası görmüyorlar, bu konuda uzmanların da bilgi eksikliği çok.
İşte bu yüzden etrafımda doğum yapmış kadınlardan normal doğumu tercih eden bir elin parmağını maalesef geçmiyor. Ve bu sebepten hastanede iki gün yatıyorlar, yerlerinden kıpırdayamıyorlar. Eve geçtiklerinde de ameliyat yerleri ağrıdığı için emzirirken zorlanıyorlar, insan içine bir haftadan önce çıkamıyorlar.
Ayşe Mitra doğduktan 6 saat sonra ben hastaneden taburcu oldum.Herhangi bir ağrım yoktu; rahat rahat da emziriyordum.Akşam eve geldim, ertesi gün öğlene doğru İstanbul'dan arkadaşlarım geldi, bir tanesi de yatılı olarak hem de.Yani 24 saat geçmeden ben evde annem,kız kardeşim,eşimin akrabaları ve kendi arkadaşlarım,çoluk çocuk 11 kişiyi misafir olarak ağırladım,hatta onlar gelmeden önce evi filan süsledim.Gelen arkadaşlarım akşam yemeği dahil gece yarısına kadar bizimleydiler, iyi ki de geldiler, çok mutlu olduk.
Tabi bu işin güzel kısmı.Ayşe Mitra doğduktan sonraki gün tıpkı ablası gibi sarılık belirtileri göstermeye başladı. Sürekli uyuyor, emmek istemiyor, güçsüz şekilde emip sonra yeniden uykuya dalıyordu.Rengi de sararmaya başlamış gibiydi sanki.Önceki tecrübeme dayanarak, Ayşe Mitra'yı üç günlükken kapıp doktora götürdüm. Bilurubin ölçüldü, 13'tü, yüksekti.Ama kilosundan dolayı doktorumuz durumun fazla ilerlemeyeceğini düşünüyordu.Bu arada yine sağ göğsümde sütler bloke olmuştu ve acilen masajla orayı rahatlatmam gerekiyordu.Ayşe Mitra'yı sürekli emziriyordum ama görünüşe göre depodaki 200 cclik sütten 15-20 cc ancak içiyordu.
Panik oldum ve mama vermeye başladım Tabi önce emziriyordum.Karnı tok olursa vücuttaki bilurubini atabilirdi. Ve hemen emzirme kampına soktum kendimi ki bir an önce sütüm yerine gelsin.İştar okula gittikten sonra Ayşe Mitra ile yatak odasına kapandık, sadece emzirdim, uyuttum,uyudum,yemek yedim, süt sağdım,masaj yaptım.Tam 3 gün. 3. günün sonunda sütüm deyim yerindeyse "şakır şakır"gelmeye başlamıştı, o kadar kontrolsüzdü ki,resmen akıyordu.
Ayşe Mitra'nın bilurubin seviyesi tehlikeli sınırının bir hayli altına düşmüştü,yani UV yatağına filan ihtiyaç duymayacaktık anlaşılan!
Adı üstünde "normal" yapma metodu belli olan bir şey, 25 senede tercihli hale dönüştü.Tıp sektörü ilerleyip epizyosuz, ağrısız,risklerin minimize edildiği normal doğum yöntemlerini destekleyeceğine;anne adaylarını doğum yapmaktan korkar hale getirdiler.Sezeryana doğum diyemiyorum zira bu işlem ameliyathaneye girip, karnını yarıp bebeği alma operasyonu biliyorsunuz.
Normal doğurursa canı yanacak,acıyacak;vücudunda deformasyon olacak. Hem riskleri de var.Oysa sezeryan kolay, risksiz, beş dakikada bebeği kucağına veriyorlar.Bu söylemi kafalara yerleştiren de doktorlar. Sistem sezeryan üzerine işlediği için de özellikle özel hastanelerde ebe hemşireler yeterince normal doğum vakası görmüyorlar, bu konuda uzmanların da bilgi eksikliği çok.
İşte bu yüzden etrafımda doğum yapmış kadınlardan normal doğumu tercih eden bir elin parmağını maalesef geçmiyor. Ve bu sebepten hastanede iki gün yatıyorlar, yerlerinden kıpırdayamıyorlar. Eve geçtiklerinde de ameliyat yerleri ağrıdığı için emzirirken zorlanıyorlar, insan içine bir haftadan önce çıkamıyorlar.
Ayşe Mitra doğduktan 6 saat sonra ben hastaneden taburcu oldum.Herhangi bir ağrım yoktu; rahat rahat da emziriyordum.Akşam eve geldim, ertesi gün öğlene doğru İstanbul'dan arkadaşlarım geldi, bir tanesi de yatılı olarak hem de.Yani 24 saat geçmeden ben evde annem,kız kardeşim,eşimin akrabaları ve kendi arkadaşlarım,çoluk çocuk 11 kişiyi misafir olarak ağırladım,hatta onlar gelmeden önce evi filan süsledim.Gelen arkadaşlarım akşam yemeği dahil gece yarısına kadar bizimleydiler, iyi ki de geldiler, çok mutlu olduk.
Tabi bu işin güzel kısmı.Ayşe Mitra doğduktan sonraki gün tıpkı ablası gibi sarılık belirtileri göstermeye başladı. Sürekli uyuyor, emmek istemiyor, güçsüz şekilde emip sonra yeniden uykuya dalıyordu.Rengi de sararmaya başlamış gibiydi sanki.Önceki tecrübeme dayanarak, Ayşe Mitra'yı üç günlükken kapıp doktora götürdüm. Bilurubin ölçüldü, 13'tü, yüksekti.Ama kilosundan dolayı doktorumuz durumun fazla ilerlemeyeceğini düşünüyordu.Bu arada yine sağ göğsümde sütler bloke olmuştu ve acilen masajla orayı rahatlatmam gerekiyordu.Ayşe Mitra'yı sürekli emziriyordum ama görünüşe göre depodaki 200 cclik sütten 15-20 cc ancak içiyordu.
Panik oldum ve mama vermeye başladım Tabi önce emziriyordum.Karnı tok olursa vücuttaki bilurubini atabilirdi. Ve hemen emzirme kampına soktum kendimi ki bir an önce sütüm yerine gelsin.İştar okula gittikten sonra Ayşe Mitra ile yatak odasına kapandık, sadece emzirdim, uyuttum,uyudum,yemek yedim, süt sağdım,masaj yaptım.Tam 3 gün. 3. günün sonunda sütüm deyim yerindeyse "şakır şakır"gelmeye başlamıştı, o kadar kontrolsüzdü ki,resmen akıyordu.
Ayşe Mitra'nın bilurubin seviyesi tehlikeli sınırının bir hayli altına düşmüştü,yani UV yatağına filan ihtiyaç duymayacaktık anlaşılan!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)