Ayşe Mitra ile günlerimiz çok kolay..İnanılmaz sorunsuz bir bebek.Tabi,emdiği sürece.
Mızıldanıyor mu, haydi meme..
Uyuması mı gerekiyor, hooop meme..
Yaz geliyor, Çeşme'ye taşınıyoruz. Bana mısın dercesine, bazen geceleri 8 saat kesintisiz uyuduğu oluyor. Gündüzleri de ya sitede takılıyoruz yada kızları arabanın arkasına atıp bir plaja..
Eğer gittiğim yerde annemler yoksa,yanıma mutlaka Sophia'yı da alıyorum.Emzirme zamanı geldiğinde gidip emziriyorum, kalan zamanlarda Sophia ilgileniyor Ayşe Mitra ile.
Yaz boyu esasen tek derdim İştar oluyor. Ayşe Mitra'nın hiç ağırlığı yok, olsa da hoop hemen bakıcısına havale ediyorum.Gündüzleri uykusuzluk durumu devam ediyor fakat bunun dışında her şey harika gidiyor.
O kadar ki, 4 aylık rutin kontrolü atlıyoruz,İzmir'e gitmiyoruz.Aşıları da Çeşme'deki sağlık ocağında oluyor.
Fakat 5. ay itibariyle bu saadet durumu bozulmaya başlıyor.
Bir gece her zaman mışıl mışıl uyuyan çocuk uyumuyor, sürekli mızıldanıyor.
Ateşlenmiş!!
Kalkıp ölçüyorum, 38 derece!
Panik oluyorum.Hemen banyo ve verebildiğim kadar Calpol.Emdiği için ateş düşürücüyü vermek de çok sıkıntılı oluyor.Ne kadarını aldığını kestiremiyorum.
Atlayıp İzmir'deki en yakın hastanenin aciline gidiyoruz.Doktor diyor ki, ishal olacak, o da ateş yapar.Hemen bi kaka numunesi alalım.Sabaha kadar kaka için bekliyoruz ama yok bir şey.Çeşme'ye dönüyoruz. Gün içinde kaka geliyor, ve iki kavanoz kaka için tekrar İzmir'e gidiyoruz.
Sonuçlar temiz.İshal de yok
Ayşe Mitra'nın keyfi de yerinde, bir daha ateş de çıkmıyor. Kendi doktorumuz idrara neden bakmadılar ki diyor ama ateş vs devam etmeyince çok da üzerinde durmuyoruz.
Size önemli tavsiye:acildeki doktorlara güvenmeyin!!!
Bir hafta sonra Ayşe Mitranın ateşi tekrar yükseliyor ve bu defa düşmeyen inatçı bir ateş. Banyo ,Calpol bana mısın demiyor. 39 lardan ancak 38,3 lere düşüyor ve hemen artmaya devam ediyor.
Tekrar acile gidiyoruz.Orada daha düşük ölçüyorlar, ateşi yok deyip eve yolluyorlar.
Ertesi gün de ateş kritik olmasa da devam ediyor ve tabi ki Çeşmedeki hastaneye tekrar gidiyoruz.
Nihayet idrarına bakmak akıllarına geliyor.Zaten acilde çocuk doktoru olmadığı için ancak gündüz gidebiliyoruz.
Teşhis: idrar yolları iltihabı, hem de ileri seviyede!
Doktor damar yolundan antibiyotik tedavisi öneriyor.
Korkuyorum.Hemen atlayıp İzmir'e gidiyoruz. Tahlilller vs derken akşam 9 larda hala hastanedeyiz.
Ve evet, kesinlikle damardan antibiyotik şart.
1 hafta boyunca her gün poliklinikte iğne yiyor Ayşe Mitra.Ve sonunda da kurtuluyoruz bu hastalıktan.
Hastalığı süresince keyfi yine de yerinde fakat artık hayatımda çok önemli bir şey eksik: gece uykusu!!!..
Ayşe Mitra bir şekilde geceleri uyanmaya alışıyor..Önce 4 saatte bir, sonra 3 saatte bir ve son olarak 2 saatte bire düşürüyor uyanma sıklığını.Sadece emerek uyuyor.
Eylül, 2016. Ayşe Mitra 6 aylık ve ben geceleri 2 saatte bir uyanıyorum..
Başa döndüm
22 Kasım 2016 Salı
Ayşe Mitra ile Lohusa Hayatı-İlk 40 Gün
Harika hissediyorum kendimi.Ağrım,sızım hiç bir şeyim yok; sütüm inanılmaz iyi, üstelik artanını da sağıp buzluğa atıyorum.İştar sabah 9'da gidiyor, akşam 6'ya kadar yok.Gün içinde Ayşe Mitra ile ben baş başayız. Fakat bir sıkıntımız var, minnoş kesinlikle gündüzleri uyumuyor!
O gece 6 saat kesintisiz uyuyan çocuk, gündüz yarım saat sonra gözleri açıyor.Bebek uyutmada klasik yöntemler olan pusetle gezdirme, kucakta sallama vs hiç biri işe yaramıyor.Bazı günleri sıfır uykuyla bile geçirdiğimiz oluyor
Fakat işin ilginci,Ayşe Mitra uyumamasına rağmen öyle huysuz bir çocuk filan değil, etrafa gülücükler saçıyor.Ancak acıkırsa filan ağlıyor.
Gaz vs durumlarımız da pek yok gibi.
Tek sıkıntı günde 18-20 saat uyuması gereken bir bebeğin ancak 10 saat filan uyuması.
Boy ,kilo her şey 90 persentilden ilerliyor.20 günlükken mevlüdümüzü de yaptık, doğumda gelemeyen akrabalar Ayşe Mitra'yı görmüş oldular.
Süt akışı muazzam, 3 saat emzirmezsem inanılmaz bir ağrı başlıyor, kollarımı kaldıramıyorum.Hala göğüs kalkanı kullandığım için sütler orada da birikiyor.Dikkatli davranmazsam foşşş yerler süt içinde kalıyor..
Kusmuk,çiş, kaka..Hayatımda artık bu üçlü var.Ayşe Mitra inanılmaz kusuyor. Bazen standart beslenme sonrası kusuk, bazen de bütün üstü başı rezil edecek seviyede.
Ayşe Mitra'yı kucağa almak isteyene ilk uyarımız " aman ağlar filan" değil, " dikkat fena kusar" şeklinde.Giydiğimiz her şey bir kaç saat sonra kirli sepetinde..
Sitenin yürüyüş parkurunda ana kız yürüyüşlere başladık..Çok komik, aylarca karnımda olan bebek şimdi pusetinde ve biz hala aynı yollarda yürüyoruz.
O gece 6 saat kesintisiz uyuyan çocuk, gündüz yarım saat sonra gözleri açıyor.Bebek uyutmada klasik yöntemler olan pusetle gezdirme, kucakta sallama vs hiç biri işe yaramıyor.Bazı günleri sıfır uykuyla bile geçirdiğimiz oluyor
Fakat işin ilginci,Ayşe Mitra uyumamasına rağmen öyle huysuz bir çocuk filan değil, etrafa gülücükler saçıyor.Ancak acıkırsa filan ağlıyor.
Gaz vs durumlarımız da pek yok gibi.
Tek sıkıntı günde 18-20 saat uyuması gereken bir bebeğin ancak 10 saat filan uyuması.
Boy ,kilo her şey 90 persentilden ilerliyor.20 günlükken mevlüdümüzü de yaptık, doğumda gelemeyen akrabalar Ayşe Mitra'yı görmüş oldular.
Süt akışı muazzam, 3 saat emzirmezsem inanılmaz bir ağrı başlıyor, kollarımı kaldıramıyorum.Hala göğüs kalkanı kullandığım için sütler orada da birikiyor.Dikkatli davranmazsam foşşş yerler süt içinde kalıyor..
Kusmuk,çiş, kaka..Hayatımda artık bu üçlü var.Ayşe Mitra inanılmaz kusuyor. Bazen standart beslenme sonrası kusuk, bazen de bütün üstü başı rezil edecek seviyede.
Ayşe Mitra'yı kucağa almak isteyene ilk uyarımız " aman ağlar filan" değil, " dikkat fena kusar" şeklinde.Giydiğimiz her şey bir kaç saat sonra kirli sepetinde..
Sitenin yürüyüş parkurunda ana kız yürüyüşlere başladık..Çok komik, aylarca karnımda olan bebek şimdi pusetinde ve biz hala aynı yollarda yürüyoruz.
21 Kasım 2016 Pazartesi
Evde Dört Kişi,İlk Bir Hafta
Sağlık sektörünün geldiği acı bir nokta,şu cümleyi duymaktan sistem adına utanıyorum: "helal olsun,nasıl da normal doğurdun, korkmadın mı,acımadı mı"
Adı üstünde "normal" yapma metodu belli olan bir şey, 25 senede tercihli hale dönüştü.Tıp sektörü ilerleyip epizyosuz, ağrısız,risklerin minimize edildiği normal doğum yöntemlerini destekleyeceğine;anne adaylarını doğum yapmaktan korkar hale getirdiler.Sezeryana doğum diyemiyorum zira bu işlem ameliyathaneye girip, karnını yarıp bebeği alma operasyonu biliyorsunuz.
Normal doğurursa canı yanacak,acıyacak;vücudunda deformasyon olacak. Hem riskleri de var.Oysa sezeryan kolay, risksiz, beş dakikada bebeği kucağına veriyorlar.Bu söylemi kafalara yerleştiren de doktorlar. Sistem sezeryan üzerine işlediği için de özellikle özel hastanelerde ebe hemşireler yeterince normal doğum vakası görmüyorlar, bu konuda uzmanların da bilgi eksikliği çok.
İşte bu yüzden etrafımda doğum yapmış kadınlardan normal doğumu tercih eden bir elin parmağını maalesef geçmiyor. Ve bu sebepten hastanede iki gün yatıyorlar, yerlerinden kıpırdayamıyorlar. Eve geçtiklerinde de ameliyat yerleri ağrıdığı için emzirirken zorlanıyorlar, insan içine bir haftadan önce çıkamıyorlar.
Ayşe Mitra doğduktan 6 saat sonra ben hastaneden taburcu oldum.Herhangi bir ağrım yoktu; rahat rahat da emziriyordum.Akşam eve geldim, ertesi gün öğlene doğru İstanbul'dan arkadaşlarım geldi, bir tanesi de yatılı olarak hem de.Yani 24 saat geçmeden ben evde annem,kız kardeşim,eşimin akrabaları ve kendi arkadaşlarım,çoluk çocuk 11 kişiyi misafir olarak ağırladım,hatta onlar gelmeden önce evi filan süsledim.Gelen arkadaşlarım akşam yemeği dahil gece yarısına kadar bizimleydiler, iyi ki de geldiler, çok mutlu olduk.
Tabi bu işin güzel kısmı.Ayşe Mitra doğduktan sonraki gün tıpkı ablası gibi sarılık belirtileri göstermeye başladı. Sürekli uyuyor, emmek istemiyor, güçsüz şekilde emip sonra yeniden uykuya dalıyordu.Rengi de sararmaya başlamış gibiydi sanki.Önceki tecrübeme dayanarak, Ayşe Mitra'yı üç günlükken kapıp doktora götürdüm. Bilurubin ölçüldü, 13'tü, yüksekti.Ama kilosundan dolayı doktorumuz durumun fazla ilerlemeyeceğini düşünüyordu.Bu arada yine sağ göğsümde sütler bloke olmuştu ve acilen masajla orayı rahatlatmam gerekiyordu.Ayşe Mitra'yı sürekli emziriyordum ama görünüşe göre depodaki 200 cclik sütten 15-20 cc ancak içiyordu.
Panik oldum ve mama vermeye başladım Tabi önce emziriyordum.Karnı tok olursa vücuttaki bilurubini atabilirdi. Ve hemen emzirme kampına soktum kendimi ki bir an önce sütüm yerine gelsin.İştar okula gittikten sonra Ayşe Mitra ile yatak odasına kapandık, sadece emzirdim, uyuttum,uyudum,yemek yedim, süt sağdım,masaj yaptım.Tam 3 gün. 3. günün sonunda sütüm deyim yerindeyse "şakır şakır"gelmeye başlamıştı, o kadar kontrolsüzdü ki,resmen akıyordu.
Ayşe Mitra'nın bilurubin seviyesi tehlikeli sınırının bir hayli altına düşmüştü,yani UV yatağına filan ihtiyaç duymayacaktık anlaşılan!
Adı üstünde "normal" yapma metodu belli olan bir şey, 25 senede tercihli hale dönüştü.Tıp sektörü ilerleyip epizyosuz, ağrısız,risklerin minimize edildiği normal doğum yöntemlerini destekleyeceğine;anne adaylarını doğum yapmaktan korkar hale getirdiler.Sezeryana doğum diyemiyorum zira bu işlem ameliyathaneye girip, karnını yarıp bebeği alma operasyonu biliyorsunuz.
Normal doğurursa canı yanacak,acıyacak;vücudunda deformasyon olacak. Hem riskleri de var.Oysa sezeryan kolay, risksiz, beş dakikada bebeği kucağına veriyorlar.Bu söylemi kafalara yerleştiren de doktorlar. Sistem sezeryan üzerine işlediği için de özellikle özel hastanelerde ebe hemşireler yeterince normal doğum vakası görmüyorlar, bu konuda uzmanların da bilgi eksikliği çok.
İşte bu yüzden etrafımda doğum yapmış kadınlardan normal doğumu tercih eden bir elin parmağını maalesef geçmiyor. Ve bu sebepten hastanede iki gün yatıyorlar, yerlerinden kıpırdayamıyorlar. Eve geçtiklerinde de ameliyat yerleri ağrıdığı için emzirirken zorlanıyorlar, insan içine bir haftadan önce çıkamıyorlar.
Ayşe Mitra doğduktan 6 saat sonra ben hastaneden taburcu oldum.Herhangi bir ağrım yoktu; rahat rahat da emziriyordum.Akşam eve geldim, ertesi gün öğlene doğru İstanbul'dan arkadaşlarım geldi, bir tanesi de yatılı olarak hem de.Yani 24 saat geçmeden ben evde annem,kız kardeşim,eşimin akrabaları ve kendi arkadaşlarım,çoluk çocuk 11 kişiyi misafir olarak ağırladım,hatta onlar gelmeden önce evi filan süsledim.Gelen arkadaşlarım akşam yemeği dahil gece yarısına kadar bizimleydiler, iyi ki de geldiler, çok mutlu olduk.
Tabi bu işin güzel kısmı.Ayşe Mitra doğduktan sonraki gün tıpkı ablası gibi sarılık belirtileri göstermeye başladı. Sürekli uyuyor, emmek istemiyor, güçsüz şekilde emip sonra yeniden uykuya dalıyordu.Rengi de sararmaya başlamış gibiydi sanki.Önceki tecrübeme dayanarak, Ayşe Mitra'yı üç günlükken kapıp doktora götürdüm. Bilurubin ölçüldü, 13'tü, yüksekti.Ama kilosundan dolayı doktorumuz durumun fazla ilerlemeyeceğini düşünüyordu.Bu arada yine sağ göğsümde sütler bloke olmuştu ve acilen masajla orayı rahatlatmam gerekiyordu.Ayşe Mitra'yı sürekli emziriyordum ama görünüşe göre depodaki 200 cclik sütten 15-20 cc ancak içiyordu.
Panik oldum ve mama vermeye başladım Tabi önce emziriyordum.Karnı tok olursa vücuttaki bilurubini atabilirdi. Ve hemen emzirme kampına soktum kendimi ki bir an önce sütüm yerine gelsin.İştar okula gittikten sonra Ayşe Mitra ile yatak odasına kapandık, sadece emzirdim, uyuttum,uyudum,yemek yedim, süt sağdım,masaj yaptım.Tam 3 gün. 3. günün sonunda sütüm deyim yerindeyse "şakır şakır"gelmeye başlamıştı, o kadar kontrolsüzdü ki,resmen akıyordu.
Ayşe Mitra'nın bilurubin seviyesi tehlikeli sınırının bir hayli altına düşmüştü,yani UV yatağına filan ihtiyaç duymayacaktık anlaşılan!
18 Kasım 2016 Cuma
Emzirme Doğal Aktivite Değil Çalışarak Öğrenilen Bir şeydir,Nokta!
Taze anneler, anne adayları.Bir şekilde yolunuz bu bloğa düştüyse ve kafanızda emzirme ile ilgili sorular varsa kesinlikle doğru yerdesiniz!.Şimdi yaklaşın, size çok önemli tiyolar vereceğim ve dediklerimi yaparsanız bebeğinizi şakır şakır emzireceksiniz ve hiç mama desteğine ihtiyaç duymayacaksınız.
Hemen ön bilgi vereyim: iki kere doğum yaptım ve asla bir Holstein ineği olmadım.Emzirmek benim için hiç doğal olarak becerebildiğim bir faaliyet olamadı.Ben emzirmeyi okuyarak,deneyerek,çalışarak, kendimi kalben ve fikren hazırlayarak " öğrendim" .
Mamanın marketlerde satılmadığı,kadınların çalışmadığı ve belki de okumadığı eski dönemlerde doğum yapan kadınlar hemen inek gibi şakır şakır emzirirmiş, kabul.Ama 21. yüzyılda,kafamızda bin türlü dert-detay,algılarımız en üst seviyede,başka hayatlar yaşarken, emzirme konusu da artık tıpkı normal doğurmak gibi, dersimize çalışıp öğrenmemiz gereken bir süreç oldu.Şöyle düşünün: doğuma 3 hafta kala doğum izni aldınız, şimdi de kucağınıza bi bebek verdiler.Yahu daha 3 hafta önce işinizi idare ederken, tamamen içgüdüsel yürüyen doğum-emzirme gibi kadınsal faaliyetlere hemen adapte olmanız o kadar zor ki!
Öncelikle şunları lütfen aklınızda tutun:
1. O bebek sizin vücudunuzda döllendi, gelişti ve çok şükür sağlıklı şekilde dünyaya getirdiniz.Bebeğiniz nasıl bir şekilde rahminizde büyüdüyse ve vücudunuz ona gerekli besinleri sağlayıp hormonal olarak da tüm gebelik sürecinde yeterli desteği verdiyse, aynı mekanizma bebeğiniz için gerekli sütü de üretecektir,bundan hiç endişeniz olmasın. Üretilecek olan süt "bebeğinizin ihtiyacı" kadar olacaktır.
2. Doğumu nasıl yaptığınızın süt üretiminizle inanın hiç bir ilgisi yok. Benim ilk doğumum normal oldu ama daha hastaneden çıkmadan İştar'a mama verdiler, sonrasında da emzirsem bile hep mama desteği aldık.Ben içten içe İştar'ın aslında asıl mama ile doyduğunu, benim sütümün ona ekstradan gittiğini düşünür ve görev icabı emzirirdim. Bir başka arkadaşım sezeryanla doğum yaptı,3 gün içinde süt trafiği başlamıştı ve 1-2 biberon dışında bebeğine hiç mama vermedi.
3.Süt üretimi ilk 40 gün tamamen ruhsal ve beyinsel bir sürecin sonucudur.Sonraki günlerde ise arz-talep dengesi oturacağı için işlem otomatik gerçekleşir.Yani çok net söylüyorum: "bebeğini can-ı gönülden emzirmek isteyen anne,eninde sonunda bebeğini doyuracak süt üretimini gerçekleştirir". Bakın, eğer sütünüz yeterli değilse - ki gerçekten öyle bir durum SİZ istediğiniz için oluşur- aşağıdaki bilinçaltı sebeplerinden en az birisi sizin için geçerlidir.Lütfen samimi olarak okuyun, çünkü sorunun çözümü için önce kök nedenine inmemiz ve çözümlememiz lazım:
- Emzirirsem bebek bana bağımlı hale gelir, onu güvendiğim kişilere emanet edip kendime zaman ayıramam. Ama mamayla beslense, arada sırada kaçamak yapabilirim
- Annemin de sütü yokmuş, dolayısıyla muhtemelen benim de sütüm olmayacak.Bu konuda boşa çaba sarf edip de kendimi zora sokmanın bir anlamı yok.
- Emziriyorum ama göğüs uçlarım inanılmaz acıyor,çok canım yanıyor.Dayanamayacağım galiba.
-Emziriyorum ama bebek sürekli aç gibi görünüyor, hep memede kalmak istiyor.Mama da versem iyi olacak.
-Benim sütüm zaten doyurucu, besleyici değildir, su gibi bir şey.Mama ile desteklemek lazım,yoksa mazallah çocuğum aç kalır!
-Mutsuzum,yorgunum, her şey üstüme geliyor,ağlayacak gibi oluyorum,alınganım,sinirliyim.
4. Hemen o elinizdeki helvayı ve bilimum sütlü tatlıları bırakın!!Süt üretiminize sudan başka yarayan aslında pek de bir şey yok. Ha ben ısırgan otu çayı ve dereotunun faydasını gördüm ama muhtemelen faydalı olacağına kendimi inandırdığım için oldu bu.
5. Uykusuzluk süt üretiminizi kesinlikle etkiler. Bu yüzden bebeğiniz uyurken bir şekilde kestirmeye bakın.
6.Hiç yeni doğum yapmış kedi- köpek gördünüz mü? Hiç bir yere kıpırdamadan,sadece yiyip içip emzirerek geçirirler günlerini. "Hiç bir şey yapmadan" lafı elbette pek çoğumuz için çok iddialı ama hiç olmazsa ilk 10 gün içinde şöyle 2-3 günü bebeğinizle baş başa ve sadece yiyip içip, uyuyup emzirerek geçirmeniz mümkün mü? Yardım alabileceğiniz birilerini ayarlayamaz mısınız? Uzmanlar bu 2-3 günlük eve kapanma durumuna " emzirme kampı" diyorlar ve kesinlikle çok ama çok işe yarıyor.İşte o süreçte bir şekilde süt üretiminiz doruğa çıkıyor ve artık mama takviyesine ihtiyaç duymadan bebeğinizi doyurur hale geliyorsunuz. Ben Ayşe Mitra 1 haftalıkken,bunu gündüzleri uyguladım.Yani yatak odamın kapısını kapattım, elime telefonumu ve ipad'imi alıp, sadece sürekli emzirerek,uyuyarak,yiyip içerek 3 gün geçirdim.Akşamları İştar okuldan geldiği için kamp alanından çıkmak zorunda kalıyordum tabi.Fakat bu 3 günün sonunda sütüm mucizevi şekilde 3-5 katına filan çıktı ve kesinlikle ilave bir desteğe ihtiyaç olmadan bebeğime yetebilir bir hale geldim.
7. İlk 40 gün göğüs uçlarınızda hassasiyet olması kadar doğal bir şey yok! Fakat durumunuz aşağıdaki gibi ise, yüksek ihtimalle yanlış emziriyorsunuz ve acilen doğru emzirmeyi bir şekilde becermeniz gerekiyor!
- göğüs uçlarında kanama, iyileşmeyen yaralar
- emzirme sırasında dayanılmayacak kadar ağrı,sancı
- göğüslerden birinde yada her ikisinde sertlik,yada yumru şeklinde sertlik
Yani canınızın yanmadığı bir pozisyon bulana kadar denemeye devam edin. Lohusalık = can yanması değildir, unutmayın!
8.Bebeğinizi emzirdikten sonra bile göğsünüz hala sert ise, süt kanallarında tıkanma olduğunu ve bebeğinizin aslında yeterli beslenmediğini, sütün göğüs ucuna, aşağıya inmediğini varsayabilirsiniz.Bu duruma acilen çözüm bulmaz iseniz,bir kaç gün içinde göğsünüz şişecek,canınız yanacak ve belki de mastit olacaksınız.Yani aslında göğsünüzde 2-3 bebeğe yetecek kadar süt var şu an, fakat sütünüz göğüs ucundan çok yukarıda depolandığı için bebeğiniz iki yudum emiyor ve yorulup uyuyakalıyor!Bu durum her iki kızımda da başıma geldi! Güya bilinçli anneyiz ama o lohusalık kafasıyla insan resmen salaklaşıyor! İştar'da çok tecrübesiz olduğum için sağ göğsüm aynen yukarıda anlattığım gibi taş gibi sertleşti.Bu arada sürekli emziriyorum fakat göğsüm hiç yumuşamıyordu,üstelik İştar'ı yanlış pozisyonlarda tuttuğum için her emzirmede canım inanılmaz yanıyor, göğüs uçlarım yara içinde kalıyordu.Özellikle sağ göğsüm emzirme sırasında ve sonrasında dayanılmayacak şekilde acıyordu, resmen dişimi sıka sıka emziriyordum. 1-2 gün sonra göğüs ucumdaki açık yara enfekte oldu ve maalesef bu konuda bin türlü şey okumama rağmen hiç anlamadan mastit oldum!!.Bir gece boyunca acılar içinde göğsüme masaj yapıp oradaki sütü boşaltmaya çalıştım ama beceremedim.Sabah kalktığımda iş bitmiş, sağ göğsüm süt üretimine kapanmıştı.
Eğer benzer bir şey başınıza gelirse,panik olmayın,çaresi var. İştar'daki durum Ayşe Mitra'da da başıma geldi (yine sağ göğüstü)Tam 2 gün boyunca çok ama çok sert bir şekilde yukarıdan göğüs ucuna doğru masaj yaparak ve sürekli sağarak ve emzirerek kurtuldum bu dertten.Masajı kolaylaştırmak için evdeki zeytinyağı ve benzeri şeylerden de faydalandım.Önce sıcak havluyu beklettim, sonra masaj yaptım.Sıcak, bölgedeki damarları açarak yukarıda depolanan sütün aşağı doğru inmesine yardımcı oluyor.O yüzden lohusalara sık sık sıcak duş alın derler.
Hatta sıcak havlu çabuk soğuyor diye sıcak su torbası da kullandım. Yalnız cidden bir efor sarf ettiğimi söylemeliyim.O yüzden tavsiyem bu raddelere gelmeden önlemini almanız.
9. Ve son tavsiyem: emzirin emzirin emzirin. Saate filan bakmayın,bebeğiniz ne zaman mıkırdarsa onu emzirin.Emzirmek sadece beslenme amaçlı değildir, bebeğiniz 9 ay boyunca sizinle güven içinde, sessiz karanlık bir yerdeydi.Onun size, sizin kokunuza, sizin sıcaklığınıza her şeyden çok ihtiyacı var.
10. Bu dediklerimi yaptınız, ama hala yeterince beslenmediğini düşünüyorsunuz.Kilosunu mutlaka takip edin,kakalı çişli bez sayısına bakın.Sizin sütünüzün bebeğinize yetmemesi o kadar düşük bir olasılık ki.Ve maalesef gereksiz yere o kadar çok bebek mama takviyesi alıyor ki.Unutmayın: mama ile geçtiğiniz her öğünde süt üretiminizi azaltıyorsunuz.Ya ben emin olamıyorum, riske de girmek istemiyorum diyorsanız, o halde şunu yapın: önce emzirin, en az 20 dakika.Ve sonra mama verin.Bir süre sonra buna gerek kalmayacak bile,inanın.
Lütfen bebeğinizi sütünüzden mahrum etmeyin, bu yukarıda yazdıklarımı dikkate alın ve çocuk doktorunuzu ziyaret ettiğinizde bebeğinizin genel sağlığı kadar "emzirme" meselesini de gündeme getirin.Doktorunuzdan doğru emzirme yöntemleri konusunda tavsiyeler isteyin,bu konuyu geçiştirmeyin.
Gerçekten bebeğinizi emzirmek,sadece kendi sütünüzle beslemeyi istiyor musunuz? Tamam o zaman, kim tutar sizi!!
Hemen ön bilgi vereyim: iki kere doğum yaptım ve asla bir Holstein ineği olmadım.Emzirmek benim için hiç doğal olarak becerebildiğim bir faaliyet olamadı.Ben emzirmeyi okuyarak,deneyerek,çalışarak, kendimi kalben ve fikren hazırlayarak " öğrendim" .
Mamanın marketlerde satılmadığı,kadınların çalışmadığı ve belki de okumadığı eski dönemlerde doğum yapan kadınlar hemen inek gibi şakır şakır emzirirmiş, kabul.Ama 21. yüzyılda,kafamızda bin türlü dert-detay,algılarımız en üst seviyede,başka hayatlar yaşarken, emzirme konusu da artık tıpkı normal doğurmak gibi, dersimize çalışıp öğrenmemiz gereken bir süreç oldu.Şöyle düşünün: doğuma 3 hafta kala doğum izni aldınız, şimdi de kucağınıza bi bebek verdiler.Yahu daha 3 hafta önce işinizi idare ederken, tamamen içgüdüsel yürüyen doğum-emzirme gibi kadınsal faaliyetlere hemen adapte olmanız o kadar zor ki!
Öncelikle şunları lütfen aklınızda tutun:
1. O bebek sizin vücudunuzda döllendi, gelişti ve çok şükür sağlıklı şekilde dünyaya getirdiniz.Bebeğiniz nasıl bir şekilde rahminizde büyüdüyse ve vücudunuz ona gerekli besinleri sağlayıp hormonal olarak da tüm gebelik sürecinde yeterli desteği verdiyse, aynı mekanizma bebeğiniz için gerekli sütü de üretecektir,bundan hiç endişeniz olmasın. Üretilecek olan süt "bebeğinizin ihtiyacı" kadar olacaktır.
2. Doğumu nasıl yaptığınızın süt üretiminizle inanın hiç bir ilgisi yok. Benim ilk doğumum normal oldu ama daha hastaneden çıkmadan İştar'a mama verdiler, sonrasında da emzirsem bile hep mama desteği aldık.Ben içten içe İştar'ın aslında asıl mama ile doyduğunu, benim sütümün ona ekstradan gittiğini düşünür ve görev icabı emzirirdim. Bir başka arkadaşım sezeryanla doğum yaptı,3 gün içinde süt trafiği başlamıştı ve 1-2 biberon dışında bebeğine hiç mama vermedi.
3.Süt üretimi ilk 40 gün tamamen ruhsal ve beyinsel bir sürecin sonucudur.Sonraki günlerde ise arz-talep dengesi oturacağı için işlem otomatik gerçekleşir.Yani çok net söylüyorum: "bebeğini can-ı gönülden emzirmek isteyen anne,eninde sonunda bebeğini doyuracak süt üretimini gerçekleştirir". Bakın, eğer sütünüz yeterli değilse - ki gerçekten öyle bir durum SİZ istediğiniz için oluşur- aşağıdaki bilinçaltı sebeplerinden en az birisi sizin için geçerlidir.Lütfen samimi olarak okuyun, çünkü sorunun çözümü için önce kök nedenine inmemiz ve çözümlememiz lazım:
- Emzirirsem bebek bana bağımlı hale gelir, onu güvendiğim kişilere emanet edip kendime zaman ayıramam. Ama mamayla beslense, arada sırada kaçamak yapabilirim
- Annemin de sütü yokmuş, dolayısıyla muhtemelen benim de sütüm olmayacak.Bu konuda boşa çaba sarf edip de kendimi zora sokmanın bir anlamı yok.
- Emziriyorum ama göğüs uçlarım inanılmaz acıyor,çok canım yanıyor.Dayanamayacağım galiba.
-Emziriyorum ama bebek sürekli aç gibi görünüyor, hep memede kalmak istiyor.Mama da versem iyi olacak.
-Benim sütüm zaten doyurucu, besleyici değildir, su gibi bir şey.Mama ile desteklemek lazım,yoksa mazallah çocuğum aç kalır!
-Mutsuzum,yorgunum, her şey üstüme geliyor,ağlayacak gibi oluyorum,alınganım,sinirliyim.
4. Hemen o elinizdeki helvayı ve bilimum sütlü tatlıları bırakın!!Süt üretiminize sudan başka yarayan aslında pek de bir şey yok. Ha ben ısırgan otu çayı ve dereotunun faydasını gördüm ama muhtemelen faydalı olacağına kendimi inandırdığım için oldu bu.
5. Uykusuzluk süt üretiminizi kesinlikle etkiler. Bu yüzden bebeğiniz uyurken bir şekilde kestirmeye bakın.
6.Hiç yeni doğum yapmış kedi- köpek gördünüz mü? Hiç bir yere kıpırdamadan,sadece yiyip içip emzirerek geçirirler günlerini. "Hiç bir şey yapmadan" lafı elbette pek çoğumuz için çok iddialı ama hiç olmazsa ilk 10 gün içinde şöyle 2-3 günü bebeğinizle baş başa ve sadece yiyip içip, uyuyup emzirerek geçirmeniz mümkün mü? Yardım alabileceğiniz birilerini ayarlayamaz mısınız? Uzmanlar bu 2-3 günlük eve kapanma durumuna " emzirme kampı" diyorlar ve kesinlikle çok ama çok işe yarıyor.İşte o süreçte bir şekilde süt üretiminiz doruğa çıkıyor ve artık mama takviyesine ihtiyaç duymadan bebeğinizi doyurur hale geliyorsunuz. Ben Ayşe Mitra 1 haftalıkken,bunu gündüzleri uyguladım.Yani yatak odamın kapısını kapattım, elime telefonumu ve ipad'imi alıp, sadece sürekli emzirerek,uyuyarak,yiyip içerek 3 gün geçirdim.Akşamları İştar okuldan geldiği için kamp alanından çıkmak zorunda kalıyordum tabi.Fakat bu 3 günün sonunda sütüm mucizevi şekilde 3-5 katına filan çıktı ve kesinlikle ilave bir desteğe ihtiyaç olmadan bebeğime yetebilir bir hale geldim.
7. İlk 40 gün göğüs uçlarınızda hassasiyet olması kadar doğal bir şey yok! Fakat durumunuz aşağıdaki gibi ise, yüksek ihtimalle yanlış emziriyorsunuz ve acilen doğru emzirmeyi bir şekilde becermeniz gerekiyor!
- göğüs uçlarında kanama, iyileşmeyen yaralar
- emzirme sırasında dayanılmayacak kadar ağrı,sancı
- göğüslerden birinde yada her ikisinde sertlik,yada yumru şeklinde sertlik
Yani canınızın yanmadığı bir pozisyon bulana kadar denemeye devam edin. Lohusalık = can yanması değildir, unutmayın!
8.Bebeğinizi emzirdikten sonra bile göğsünüz hala sert ise, süt kanallarında tıkanma olduğunu ve bebeğinizin aslında yeterli beslenmediğini, sütün göğüs ucuna, aşağıya inmediğini varsayabilirsiniz.Bu duruma acilen çözüm bulmaz iseniz,bir kaç gün içinde göğsünüz şişecek,canınız yanacak ve belki de mastit olacaksınız.Yani aslında göğsünüzde 2-3 bebeğe yetecek kadar süt var şu an, fakat sütünüz göğüs ucundan çok yukarıda depolandığı için bebeğiniz iki yudum emiyor ve yorulup uyuyakalıyor!Bu durum her iki kızımda da başıma geldi! Güya bilinçli anneyiz ama o lohusalık kafasıyla insan resmen salaklaşıyor! İştar'da çok tecrübesiz olduğum için sağ göğsüm aynen yukarıda anlattığım gibi taş gibi sertleşti.Bu arada sürekli emziriyorum fakat göğsüm hiç yumuşamıyordu,üstelik İştar'ı yanlış pozisyonlarda tuttuğum için her emzirmede canım inanılmaz yanıyor, göğüs uçlarım yara içinde kalıyordu.Özellikle sağ göğsüm emzirme sırasında ve sonrasında dayanılmayacak şekilde acıyordu, resmen dişimi sıka sıka emziriyordum. 1-2 gün sonra göğüs ucumdaki açık yara enfekte oldu ve maalesef bu konuda bin türlü şey okumama rağmen hiç anlamadan mastit oldum!!.Bir gece boyunca acılar içinde göğsüme masaj yapıp oradaki sütü boşaltmaya çalıştım ama beceremedim.Sabah kalktığımda iş bitmiş, sağ göğsüm süt üretimine kapanmıştı.
Eğer benzer bir şey başınıza gelirse,panik olmayın,çaresi var. İştar'daki durum Ayşe Mitra'da da başıma geldi (yine sağ göğüstü)Tam 2 gün boyunca çok ama çok sert bir şekilde yukarıdan göğüs ucuna doğru masaj yaparak ve sürekli sağarak ve emzirerek kurtuldum bu dertten.Masajı kolaylaştırmak için evdeki zeytinyağı ve benzeri şeylerden de faydalandım.Önce sıcak havluyu beklettim, sonra masaj yaptım.Sıcak, bölgedeki damarları açarak yukarıda depolanan sütün aşağı doğru inmesine yardımcı oluyor.O yüzden lohusalara sık sık sıcak duş alın derler.
Hatta sıcak havlu çabuk soğuyor diye sıcak su torbası da kullandım. Yalnız cidden bir efor sarf ettiğimi söylemeliyim.O yüzden tavsiyem bu raddelere gelmeden önlemini almanız.
9. Ve son tavsiyem: emzirin emzirin emzirin. Saate filan bakmayın,bebeğiniz ne zaman mıkırdarsa onu emzirin.Emzirmek sadece beslenme amaçlı değildir, bebeğiniz 9 ay boyunca sizinle güven içinde, sessiz karanlık bir yerdeydi.Onun size, sizin kokunuza, sizin sıcaklığınıza her şeyden çok ihtiyacı var.
10. Bu dediklerimi yaptınız, ama hala yeterince beslenmediğini düşünüyorsunuz.Kilosunu mutlaka takip edin,kakalı çişli bez sayısına bakın.Sizin sütünüzün bebeğinize yetmemesi o kadar düşük bir olasılık ki.Ve maalesef gereksiz yere o kadar çok bebek mama takviyesi alıyor ki.Unutmayın: mama ile geçtiğiniz her öğünde süt üretiminizi azaltıyorsunuz.Ya ben emin olamıyorum, riske de girmek istemiyorum diyorsanız, o halde şunu yapın: önce emzirin, en az 20 dakika.Ve sonra mama verin.Bir süre sonra buna gerek kalmayacak bile,inanın.
Lütfen bebeğinizi sütünüzden mahrum etmeyin, bu yukarıda yazdıklarımı dikkate alın ve çocuk doktorunuzu ziyaret ettiğinizde bebeğinizin genel sağlığı kadar "emzirme" meselesini de gündeme getirin.Doktorunuzdan doğru emzirme yöntemleri konusunda tavsiyeler isteyin,bu konuyu geçiştirmeyin.
Gerçekten bebeğinizi emzirmek,sadece kendi sütünüzle beslemeyi istiyor musunuz? Tamam o zaman, kim tutar sizi!!
17 Kasım 2016 Perşembe
Ayşe Mitra ile İlk Günümüz
Uykusuzum tabi..Daha ilk günden.Doğumhaneden çıktık, Ayşe Mitra'nın bütün kontrollleri yapıldı,minik yatağında yanıma getirildi.Annelere haber verildi.Eşim İştar'ı annemlerden aldı, bizim eve geçtiler.Annem ve kayınvalidem odaya geldiler.Güzel kızım uyuyor. Doğum sırasında biraz sıvı yutmuş, o yüzden arada kusuyor. Hemşire aman başında bekleyin dediği için gözümü kırpmıyorum. Fakat çok uykum var aslında.
İlk emzirmemiz gayet başarılı.Sanırım ilk sütünü içti.Öyle ilk doğumumdaki gibi göğüs ucu açıcılar filan gerekmedi. Açlık ağlamasıyla mama içmesi de gerekmedi.Galiba sütüm var bu sefer!!
Çok açım. Odada börek çörek ne varsa götürüyorum.
Uykusuzluğa daha fazla dayanamayıp Ayşe Mitra'yı anneme devrediyorum.Sabah saat 6.
Bir kaç saat uyuduktan sonra tekrar mesaiyi devralıyorum.
Gelen giden akını başlıyor, normal doğum yapmanın rahatlığıyla her gelenle oturuyorum, sohbet ediyorum.Ayşe mıkırdayınca gidip emziriyorum, yatırıyorum.
Altını değiştiriyorum.Önce hatırlayamıyorum, sonra birden üşüşüyor beynime bilgiler..
Ama uykumu alamadığım için yorgunum aslında.Uykusuzluğa hiç dayanamayan bir insanın son 4 yılını sürekli uykusuz geçirmesi ne kadar ironik değil mi? Ve en az bir 3 sene daha böyle geçecek şimdi.
Ve beklenen an..Saat 6 gibi babası İştar'ı okuldan getiriyor. Öğretmeni kocaman bir taç hazırlamış ona: "Ben abla oldum" yazıyor üstünde. Kardeşini gösteriyoruz. Önce şaşırıyor, sonra dokunuyor ona.Sadece yatıyor olması, konuşamıyor olması garip geliyor.
Akşam son bir kontrolden sonra hastaneden çıkıyoruz ve Ayşe Mitra' yı sepetine atıp eve gidiyoruz.
18 Mart Cuma, 2016..3 kişi çıktığımız evimize 4 kişi dönüyoruz. İki kızımız var artık,iki prensesimiz.
Benim tek derdim Ayşe Mitra'ya mama vermeden emzirebilmek.Maalesef acemiliğimden İştar'da bunu başaramamıştım. Dolapta süt arttırıcı bin bir türlü şey var. Hepsinden içiyorum.Ama aşırı kilo aldığım için bu defa lohusalık döneminde tatlılar, helvalar yemeye hiç niyetim yok.
Emziriyorum sürekli.Yeni doğduğu için Ayşe Mitra sürekli uyuyor.Suratı kırmızı o yüzden sarılık mı değil mi tam anlayamıyorum.Fakat sürekli uyumasından işkilleniyorum.
Ayşe Mitra resmen gece gündüz ayrımını kendi kendine yapıp gelmiş.Gündüzleri belirsiz aralıklarla uyanırken,geceleri kesintisiz uyuyor.Arada kaptırıp 4 saat filan uyusam da yine de zorlayıp iki saatte bir emziriyorum.
İştar 'ı babası cimnastiğe oradan müzik kursuna oradan da başka aktivitelere götürdüğü için küçük kızımla evde baş başayız.İyi ki şu kursları ayarlamışız diyorum kendi kendime..
Ayşe Mitra'nın uykuları giderek daha da fazla uzamaya başlıyor.
Endişeleniyorum, ya sarılık olduysa?
İlk emzirmemiz gayet başarılı.Sanırım ilk sütünü içti.Öyle ilk doğumumdaki gibi göğüs ucu açıcılar filan gerekmedi. Açlık ağlamasıyla mama içmesi de gerekmedi.Galiba sütüm var bu sefer!!
Çok açım. Odada börek çörek ne varsa götürüyorum.
Uykusuzluğa daha fazla dayanamayıp Ayşe Mitra'yı anneme devrediyorum.Sabah saat 6.
Bir kaç saat uyuduktan sonra tekrar mesaiyi devralıyorum.
Gelen giden akını başlıyor, normal doğum yapmanın rahatlığıyla her gelenle oturuyorum, sohbet ediyorum.Ayşe mıkırdayınca gidip emziriyorum, yatırıyorum.
Altını değiştiriyorum.Önce hatırlayamıyorum, sonra birden üşüşüyor beynime bilgiler..
Ama uykumu alamadığım için yorgunum aslında.Uykusuzluğa hiç dayanamayan bir insanın son 4 yılını sürekli uykusuz geçirmesi ne kadar ironik değil mi? Ve en az bir 3 sene daha böyle geçecek şimdi.
Ve beklenen an..Saat 6 gibi babası İştar'ı okuldan getiriyor. Öğretmeni kocaman bir taç hazırlamış ona: "Ben abla oldum" yazıyor üstünde. Kardeşini gösteriyoruz. Önce şaşırıyor, sonra dokunuyor ona.Sadece yatıyor olması, konuşamıyor olması garip geliyor.
Akşam son bir kontrolden sonra hastaneden çıkıyoruz ve Ayşe Mitra' yı sepetine atıp eve gidiyoruz.
18 Mart Cuma, 2016..3 kişi çıktığımız evimize 4 kişi dönüyoruz. İki kızımız var artık,iki prensesimiz.
Benim tek derdim Ayşe Mitra'ya mama vermeden emzirebilmek.Maalesef acemiliğimden İştar'da bunu başaramamıştım. Dolapta süt arttırıcı bin bir türlü şey var. Hepsinden içiyorum.Ama aşırı kilo aldığım için bu defa lohusalık döneminde tatlılar, helvalar yemeye hiç niyetim yok.
Emziriyorum sürekli.Yeni doğduğu için Ayşe Mitra sürekli uyuyor.Suratı kırmızı o yüzden sarılık mı değil mi tam anlayamıyorum.Fakat sürekli uyumasından işkilleniyorum.
Ayşe Mitra resmen gece gündüz ayrımını kendi kendine yapıp gelmiş.Gündüzleri belirsiz aralıklarla uyanırken,geceleri kesintisiz uyuyor.Arada kaptırıp 4 saat filan uyusam da yine de zorlayıp iki saatte bir emziriyorum.
İştar 'ı babası cimnastiğe oradan müzik kursuna oradan da başka aktivitelere götürdüğü için küçük kızımla evde baş başayız.İyi ki şu kursları ayarlamışız diyorum kendi kendime..
Ayşe Mitra'nın uykuları giderek daha da fazla uzamaya başlıyor.
Endişeleniyorum, ya sarılık olduysa?
Mission Accomplished: Suni Sancılı Normal Doğum,Epiduralsiz,4 kilo 100 gram
Doğum sancısının nasıl geliştiği konusunda hiç bir fikrim yok, zira her iki doğumumda da suni sancı kullanmak zorunda kaldık.
Söylenen şu ki, suni sancıda ağrılar doğal sancıya göre daha şiddetliymiş ve dayanılmazmış.
Eğer öyle ise, kısmet olur da 3. defa anne olursam doğumla ilgili tek dileğim kendi sancılarımın başlaması olur herhalde.Çünkü suni sancıda korkulacak hiç bir şey yok.Eğer kafa olarak hazırsanız, doğru nefes alma teknikleriyle ilgili bir kaç youtube videosu izlediyseniz,epidurala gerek kalmadan doğum yapabilirsiniz. Benim gibi canı tatlı bir insan bunu söylüyorsa inanın lütfen!Eh doğal sancı bundan daha da katlanılabilir bir şey ise, o zaman yemeği fırına koyup doğururum sanırım!
Neyse, bakkala gider gibi gittik ya doğuma, hah işte aynı rahatlıkla doğdu Ayşe Mitram..İşte saat saat bir normal doğum hikayesi..Tüm detayıyla suni sancılı,epiduralsiz normal doğum nasıl olurmuş merak edenlere..
17:00: Yaklaşık 3-3,5 saattir suni sancı alıyorum,NST'ye bağlanıyorum, koridorda volta atıyorum. Bebeğin kalp atışları gayet normal,ben de hızlı hızlı arşınlıyorum koridoru. 4 yıl önceki halimin tamamen aynısı, sadece bu defa bi 6 kilo fazlam var! Gram sancım yok. Hemşire rahim açıklığı için gelip ölçüm yaptı, hala 1,5 cm.
19:00 : Durum hala aynı. Artık moralım bozulmaya başladı.Kaçta giriş yaptılar bilmiyorum ama kattan en az 3 kadın ciyak ciyak seslerle doğumhaneye alındı.Bende ise açıklık ancak 2 cm,düzenli sancı hiç yok, acı ağrı hissetmiyorum. Akupunkturcu doktoruma whatsuptan yazmaya başlıyorum.Çok üzgünüm diyorum.Su kesemi mi patlatsalar diyorum.Dur daha yarına kadar yolu var diyor Hatice Hanım.Ama doğumu yaptıracak olan doktorumla konuşmalarımızı düşünüyorum.Süreç uzarsa uğraşmayalım sezeryana alırız demişti.Yani bu kız hızlı şekilde gelmeli, yoksa doğumhaneye değil ameliyathaneye gidiyorum!İştar geliyor hastaneye.Beni hastane gömleği ve suni sancı aletine bağlanmış halde görünce ağlamaya başlıyor, sarılıp öpüp onu Mavi Bahçe'de kuzeniyle yemeğe gönderiyorum.Yaw epidural için katater takmadık diyoruz.Tekerlekli sandalyeyle aşağı kata indiriliyorum. Bir kaç deneme ve bol espriden sonra katater de takılıyor. Deneme dozu veriliyor. Zaten herhangi bir ağrı hissetmediğim için pek de etki etmiyor.
Rutinim hep aynı:koridorda volta, NST,volta,NST.
20:30: Doktorum geldi.Emre Bey'e " Yok bişi yaw gelmiyor bu kız" diyorum.Tamam dur bi bakalım diyor. Bir iki manevra yapıyor yine. Bebeğin çok yukarıda olduğunu söylüyor. Biraz sonra da "haydi bi de su kesemizi patlatalım" diyor. 2-3 saat içinde doğum başlamazsa kesin sezeryan olacağım.
Doğumhaneye giriyorum.İlk doğumumda yaşadığım her şeyi adım adım aynen yaşıyorum.O zaman bu aşamaya geldiğimde 3 kere filan epidural aldığım için su kesesi patlatılırken hiçbir şey hissetmemiştim. Korkuyorum.Ama pek de acımıyor.Yavaş yavaş, itinayla hareket edildiği için su kesesinin boşalması uzun sürüyor.İlk doğumumda foşurt diye boşaltıldığını hatırlıyorum.Oysaki bu çok tehlikeliymiş.
22:00: Ooouuyy bişiler oluyor galiba!!! Sancıları hafif hafif hissediyorum artık. Regl sancısı gibi.Yandım bittim değil, hala telefonla konuşuyorum, kalkıyorum filan ama..Gözüm NST'de..Sancılar 5 dakikada bir geliyor, geleceği zaman aletteki rakamlar hızla yükselmeye başlıyor, bu arada bebeğin de kalp atışlarını takip ediyorum.Su kesesi patlatıldıktan sonra rahim ağzı açıklığı hızla artıyor ama hala yeterli değil.Durum çok kritik. 1 saat sonra sezeryan için ameliyathaneye alınabilirim.Bu arada İştar nerede yatacak mevzusu baş gösterdi.Babamın arabasında uyuyakalmış. Benim başından beri düşüncem annemlerde kalması, gece de Çağrı'nın benimle kalmasıydı ama annem İştar da odada kıvrılır yatar deyince tepem attı.Annem, kayınvalidem burada durdukça doğum da ilerlemiyor gibiydi sanki.En sonunda ikisini de eve yolladım,anneme sen İştar'la kal dedim. Sezeryana alınırsam zaten bebek 2 saat sonra aramızda olacaktı, o zaman sizi çağırırız dedik.
23:00 : Sancılar baya bir şiddetlendi.3 dakikada bir geliyor ve artık nefes teknikleriyle ağrıyla baş ediyorum.NST'den sancının geleceğini görüyorum ve gözlerimi kapatıp dalgalı bir denizde giden bir tekne hayal ediyorum ve diyaframdan kocaman bir nefes alıp, tam sancı tavan yaptığında nefesi dışarı veriyorum.Bu şekilde durumu atlatmam da inanılmaz kolaylaşıyor,zira sancı şiddetim tavan şu anda.
23:30:Sancılar iki dakikada bire indi.Emre bey odada. Batikonlar sürüldü ve bir kaç ıkınma denemesi yapacağız dedi.8 cm'deyim. Yavaştan Türk filmi sahnelerine gelmeye başladık.Sancı geldiğinde ıkınıyorum,doktorum aşağıdan bir kaç manevra yapıyor.Nasıl rahat anlatamam, ağzında cak cak sakız :) Hiç bir şey olmuyor. "Efektif ıkınamıyorsun" diyor.Yine aynı şey oldu yani.İlk doğumumda tam 1,5 saat ıkınmıştım doğumhanede ve yine de olmayınca vakum kullanılmıştı.Sancı karşılama, açılma her şey ok fakat ıkınamıyorum. Normalde doğal bir refleks şeklinde olması gerekiyor ama o his bana gelmiyor bir türlü. Dolayısıyla yine ilk doğumumda olduğu gibi ıkınmam gerektiği için sanki bir tür yeni pilates hareketi gibi ıkınmaya çalışıyorum. 3-4 kere daha deneme yapıyoruz.Yok yine bir şey olmuyor.Sonuncuda biraz daha yükleniyorum, "hah tamam bu biraz oldu gibi" diyor doktorum.
24:00: Dayanamıyorum artık ölücem galiba. Epiduralsiz geldim bu noktaya kadar ama avaz avaz "epiduraaaal" diye bağırıyorum.Beni zorlayan sancılar değil artık, doktorumun yaptırdığı ıkınma manevraları.Aynı anda hem müthiş bir ağrı çekiyorum bir de üstüne ikide bir ıkınmam isteniyor.Yoruldum çok yoruldum."Tamam ben ıkınamıyorum, sezeryana alın beni" diyorum.Bağırmaya başlıyorum acıdan.Eşimin elini deli gibi sıkıyorum
00:30: Etimden et koparılırcasına bağırıyorum, baya opera sanatçısı gibi filan.Kat hemşireleri odaya doluşuyorlar.Canı tatlı Sibel sahnede.Bir küfrediyorum, bir küstüm oynamıyorum diyorum, bazen de hırs yapıyorum, doktor ıkın demiyor ama ıkınıyorum. 10 cm tam açıklıktayız artık.Ayağa kalkıyorum.Daha önce izlediğim videolarda gördüğüm gibi ayakta denemeler yapıyorum.Olmuyor.Susuyorum.Çok su içme deniyor.Hala sezeryana girme durumumuz var çünkü.Bebek çok yukarıda lafları dolanıyor. Ve doktorum "haydi bir daha ıkın bakalım" diyor.Var gücümle ıkınıyorum bağıra bağıra..Sanki daha bi doğal oluyor bu defa her şey " Dur ıkınma ıkınma"deniyor, bir telaşla sedyeye aktarılıyorum. Gözümü kapatıyorum.Ayşe Mitram geliyor galiba.Sanırım ıkınmayı becerdim bu sefer..
00:45: Doğumhanede çataldayım.Çocuk doktoru,hemşireler, kameralar,eşim hepsi hazır.Haydi son bir ıkın diyor doktorum.Ikınıyorum.Hiç bir şey olmuyor.Bir daha diyorlar. Ve ömrümün belki de en güçlü fiziksel aktivitesini yapıyorum.O tanıdık his.İçimden kayıp giden bir şey..Başardım...Ayşe Mitra'yı doğurdum ben!! Son ıkınma sırasında bir de tekme atıyorum doktoruma..
Ayşe Mitra ağlıyor.Kucağıma veriyorlar, "sen miydin o" diyorum..Bunca zamandır sen miydin karnıma tıp tıp tekme atan.."Çok güzelsin sen annem" diyorum, Ayşe Mitra'ya sarılıp ağlıyorum.Hemşire ağlıyor, eşimin gözleri sulanıyor..
İnanılmaz iri bir bebek.. Tam 4 kilo 180 gr .Gram epidural almadan, sağ salim doğuruyorum kızımı. Gurur duyuyorum kendimle..Artık 4 kişilik bir aileyiz..Şaka maka iki kızım var artık..
Söylenen şu ki, suni sancıda ağrılar doğal sancıya göre daha şiddetliymiş ve dayanılmazmış.
Eğer öyle ise, kısmet olur da 3. defa anne olursam doğumla ilgili tek dileğim kendi sancılarımın başlaması olur herhalde.Çünkü suni sancıda korkulacak hiç bir şey yok.Eğer kafa olarak hazırsanız, doğru nefes alma teknikleriyle ilgili bir kaç youtube videosu izlediyseniz,epidurala gerek kalmadan doğum yapabilirsiniz. Benim gibi canı tatlı bir insan bunu söylüyorsa inanın lütfen!Eh doğal sancı bundan daha da katlanılabilir bir şey ise, o zaman yemeği fırına koyup doğururum sanırım!
Neyse, bakkala gider gibi gittik ya doğuma, hah işte aynı rahatlıkla doğdu Ayşe Mitram..İşte saat saat bir normal doğum hikayesi..Tüm detayıyla suni sancılı,epiduralsiz normal doğum nasıl olurmuş merak edenlere..
17:00: Yaklaşık 3-3,5 saattir suni sancı alıyorum,NST'ye bağlanıyorum, koridorda volta atıyorum. Bebeğin kalp atışları gayet normal,ben de hızlı hızlı arşınlıyorum koridoru. 4 yıl önceki halimin tamamen aynısı, sadece bu defa bi 6 kilo fazlam var! Gram sancım yok. Hemşire rahim açıklığı için gelip ölçüm yaptı, hala 1,5 cm.
19:00 : Durum hala aynı. Artık moralım bozulmaya başladı.Kaçta giriş yaptılar bilmiyorum ama kattan en az 3 kadın ciyak ciyak seslerle doğumhaneye alındı.Bende ise açıklık ancak 2 cm,düzenli sancı hiç yok, acı ağrı hissetmiyorum. Akupunkturcu doktoruma whatsuptan yazmaya başlıyorum.Çok üzgünüm diyorum.Su kesemi mi patlatsalar diyorum.Dur daha yarına kadar yolu var diyor Hatice Hanım.Ama doğumu yaptıracak olan doktorumla konuşmalarımızı düşünüyorum.Süreç uzarsa uğraşmayalım sezeryana alırız demişti.Yani bu kız hızlı şekilde gelmeli, yoksa doğumhaneye değil ameliyathaneye gidiyorum!İştar geliyor hastaneye.Beni hastane gömleği ve suni sancı aletine bağlanmış halde görünce ağlamaya başlıyor, sarılıp öpüp onu Mavi Bahçe'de kuzeniyle yemeğe gönderiyorum.Yaw epidural için katater takmadık diyoruz.Tekerlekli sandalyeyle aşağı kata indiriliyorum. Bir kaç deneme ve bol espriden sonra katater de takılıyor. Deneme dozu veriliyor. Zaten herhangi bir ağrı hissetmediğim için pek de etki etmiyor.
Rutinim hep aynı:koridorda volta, NST,volta,NST.
20:30: Doktorum geldi.Emre Bey'e " Yok bişi yaw gelmiyor bu kız" diyorum.Tamam dur bi bakalım diyor. Bir iki manevra yapıyor yine. Bebeğin çok yukarıda olduğunu söylüyor. Biraz sonra da "haydi bi de su kesemizi patlatalım" diyor. 2-3 saat içinde doğum başlamazsa kesin sezeryan olacağım.
Doğumhaneye giriyorum.İlk doğumumda yaşadığım her şeyi adım adım aynen yaşıyorum.O zaman bu aşamaya geldiğimde 3 kere filan epidural aldığım için su kesesi patlatılırken hiçbir şey hissetmemiştim. Korkuyorum.Ama pek de acımıyor.Yavaş yavaş, itinayla hareket edildiği için su kesesinin boşalması uzun sürüyor.İlk doğumumda foşurt diye boşaltıldığını hatırlıyorum.Oysaki bu çok tehlikeliymiş.
22:00: Ooouuyy bişiler oluyor galiba!!! Sancıları hafif hafif hissediyorum artık. Regl sancısı gibi.Yandım bittim değil, hala telefonla konuşuyorum, kalkıyorum filan ama..Gözüm NST'de..Sancılar 5 dakikada bir geliyor, geleceği zaman aletteki rakamlar hızla yükselmeye başlıyor, bu arada bebeğin de kalp atışlarını takip ediyorum.Su kesesi patlatıldıktan sonra rahim ağzı açıklığı hızla artıyor ama hala yeterli değil.Durum çok kritik. 1 saat sonra sezeryan için ameliyathaneye alınabilirim.Bu arada İştar nerede yatacak mevzusu baş gösterdi.Babamın arabasında uyuyakalmış. Benim başından beri düşüncem annemlerde kalması, gece de Çağrı'nın benimle kalmasıydı ama annem İştar da odada kıvrılır yatar deyince tepem attı.Annem, kayınvalidem burada durdukça doğum da ilerlemiyor gibiydi sanki.En sonunda ikisini de eve yolladım,anneme sen İştar'la kal dedim. Sezeryana alınırsam zaten bebek 2 saat sonra aramızda olacaktı, o zaman sizi çağırırız dedik.
23:00 : Sancılar baya bir şiddetlendi.3 dakikada bir geliyor ve artık nefes teknikleriyle ağrıyla baş ediyorum.NST'den sancının geleceğini görüyorum ve gözlerimi kapatıp dalgalı bir denizde giden bir tekne hayal ediyorum ve diyaframdan kocaman bir nefes alıp, tam sancı tavan yaptığında nefesi dışarı veriyorum.Bu şekilde durumu atlatmam da inanılmaz kolaylaşıyor,zira sancı şiddetim tavan şu anda.
23:30:Sancılar iki dakikada bire indi.Emre bey odada. Batikonlar sürüldü ve bir kaç ıkınma denemesi yapacağız dedi.8 cm'deyim. Yavaştan Türk filmi sahnelerine gelmeye başladık.Sancı geldiğinde ıkınıyorum,doktorum aşağıdan bir kaç manevra yapıyor.Nasıl rahat anlatamam, ağzında cak cak sakız :) Hiç bir şey olmuyor. "Efektif ıkınamıyorsun" diyor.Yine aynı şey oldu yani.İlk doğumumda tam 1,5 saat ıkınmıştım doğumhanede ve yine de olmayınca vakum kullanılmıştı.Sancı karşılama, açılma her şey ok fakat ıkınamıyorum. Normalde doğal bir refleks şeklinde olması gerekiyor ama o his bana gelmiyor bir türlü. Dolayısıyla yine ilk doğumumda olduğu gibi ıkınmam gerektiği için sanki bir tür yeni pilates hareketi gibi ıkınmaya çalışıyorum. 3-4 kere daha deneme yapıyoruz.Yok yine bir şey olmuyor.Sonuncuda biraz daha yükleniyorum, "hah tamam bu biraz oldu gibi" diyor doktorum.
24:00: Dayanamıyorum artık ölücem galiba. Epiduralsiz geldim bu noktaya kadar ama avaz avaz "epiduraaaal" diye bağırıyorum.Beni zorlayan sancılar değil artık, doktorumun yaptırdığı ıkınma manevraları.Aynı anda hem müthiş bir ağrı çekiyorum bir de üstüne ikide bir ıkınmam isteniyor.Yoruldum çok yoruldum."Tamam ben ıkınamıyorum, sezeryana alın beni" diyorum.Bağırmaya başlıyorum acıdan.Eşimin elini deli gibi sıkıyorum
00:30: Etimden et koparılırcasına bağırıyorum, baya opera sanatçısı gibi filan.Kat hemşireleri odaya doluşuyorlar.Canı tatlı Sibel sahnede.Bir küfrediyorum, bir küstüm oynamıyorum diyorum, bazen de hırs yapıyorum, doktor ıkın demiyor ama ıkınıyorum. 10 cm tam açıklıktayız artık.Ayağa kalkıyorum.Daha önce izlediğim videolarda gördüğüm gibi ayakta denemeler yapıyorum.Olmuyor.Susuyorum.Çok su içme deniyor.Hala sezeryana girme durumumuz var çünkü.Bebek çok yukarıda lafları dolanıyor. Ve doktorum "haydi bir daha ıkın bakalım" diyor.Var gücümle ıkınıyorum bağıra bağıra..Sanki daha bi doğal oluyor bu defa her şey " Dur ıkınma ıkınma"deniyor, bir telaşla sedyeye aktarılıyorum. Gözümü kapatıyorum.Ayşe Mitram geliyor galiba.Sanırım ıkınmayı becerdim bu sefer..
00:45: Doğumhanede çataldayım.Çocuk doktoru,hemşireler, kameralar,eşim hepsi hazır.Haydi son bir ıkın diyor doktorum.Ikınıyorum.Hiç bir şey olmuyor.Bir daha diyorlar. Ve ömrümün belki de en güçlü fiziksel aktivitesini yapıyorum.O tanıdık his.İçimden kayıp giden bir şey..Başardım...Ayşe Mitra'yı doğurdum ben!! Son ıkınma sırasında bir de tekme atıyorum doktoruma..
Ayşe Mitra ağlıyor.Kucağıma veriyorlar, "sen miydin o" diyorum..Bunca zamandır sen miydin karnıma tıp tıp tekme atan.."Çok güzelsin sen annem" diyorum, Ayşe Mitra'ya sarılıp ağlıyorum.Hemşire ağlıyor, eşimin gözleri sulanıyor..
İnanılmaz iri bir bebek.. Tam 4 kilo 180 gr .Gram epidural almadan, sağ salim doğuruyorum kızımı. Gurur duyuyorum kendimle..Artık 4 kişilik bir aileyiz..Şaka maka iki kızım var artık..
15 Kasım 2016 Salı
Bakkala Gider Gibi : İkinci Doğumlar
2 aydır hazır olan doğum çantamı arabanın bagajına koyuyorum.
İştar'ın önümüzdeki iki gün okulda yapacağı aktiviteleri gözden geçirip ona göre kıyafet ve malzeme hazırlıyorum.En az bir gece hastanede kalacağım, sezeryana dönersek 2 gece.
Doğumun nasıl geçeceğinin yanı sıra İştar 'ın ne yapacağı da beni çok düşündürüyor. Bir kaç zorunlu fuar seyahati dışında doğduğundan beri hiç ayrılmadık ana kız.Evde Sophia var ama İştar ona daha alışmadı, gecenin bir yarısı kalkıp beni arayabilir.
Gece fosur fosur uyuyup sabah 7:30 gibi zar zor uyanıyorum.Doktor en geç 8 gibi hastaneye giriş yapmış olun demişti.Tabi ilk doğumum olsaydı 7:55'de hastanede olurduk ama o saatte aheste aheste duşumu alıyordum.Bir gün önceden fönlenmiş saçım, hamileliğime damgasını vurmuş siyah taytım, içi ıvır zıvır atıştırmalık dolu çantamla saat 10 gibi hazırdım.
Tıka basa kahvaltı ettim. İlk doğumumda doktorum aç gelmemi söylemişti.Yaklaşık 20 saat aç kalıp bir de üstüne 4 kere epidural aldığım için doğumdan hemen sonra kusmuştum ve de yere düşüp bayılmıştım. Üstelik gebelik diyabetiyken. Ne büyük hataymış ve ne gereksizmiş, boşuna aç kalmışım.
Güle oynaya İştar'ı okula bıraktık ve bugün Ayşe Mitra'yı hastaneden alacağımızı söyledik. Onu bol bol öpüp kokladım.
Hastaneye gittik- doktorumun gidin dediği saatten 2 saat sonra..
İyi ki de öyle yapmışız çünkü beni yerleştirecekleri bir oda yoktu! Bırakın kadın doğumu, hastanede diğer bölümlerde bile bir oda yoktu. Zaten İzmir'de doğum yapmak için seçebileceğiniz özel hastaneler bir elin parmağı kadar bile değil. Eh biz de evimize en yakın bu hastaneyi hem ailelerimiz rahat gidip gelebilsinler diye hem de İzmir'deki en düzgün hastane olduğu için tercih etmiştik.Suni sancıyla doğum başlatılacağı için rezervasyonumuz da vardı.
Fakat gel gör ki bütün odalar doluydu ve otel odası gibi saat 12'den sonra boşalacak odaları beklememiz gerekiyordu.
Odaları ayarlayan bilmem ne hanımın masasına karargah kurduk ve kadın doğum katından gelecek haberi beklemeye başladık. Süre uzayınca bizi kafeye postaladılar, 45 dakika içinde sizi arayacağız dediler. Orada birileriyle muhabbete daldık, ben muffin ve de hatta sütlü kahve takılıyorum..
Saat 14'e geliyordu, hala haber çıkmayınca biz kadının odasını bastık.Annem tüm ikna ediciliğiyle sancılarımın başladığını, koridorda doğuracağımı (!), acil oda lazım geldiğini anlatıp duruyordu.
Biz iyice bastırınca, oda temizlikçilerinden biri iki odanın boşaldığını haber verdi. Hangisini istersek yerleşebilirmişiz.
Yukarı çıkınca anladık ki, bunca saat beklememizin sebebi odadaki süslerin bir türlü toparlanamamasıymış.Ama ne süs be kardeşim! 5 çocuğa sünnet aktivitesi çıkar oradan!
Hemen odaya yerleştim, lavman sonrası suni sancım takıldı ve tıpkı 4 sene önce olduğu gibi NST'ye takılı olarak beklemeye başladım.. İlk doğumumda saat 10'da suni sancı almaya başlamıştım, gece 11'de tam açıklıkla doğumhaneye girmiştim.
Umarım bu defa süreç daha kısa sürer..Çok daha hazırlıklıyım, hevesliyim, bu iş uzasın istemiyorum.Daha emzirme faslı gelicek!!
Ben bu 4 kiloluk tombiş kızı normal normal doğuracağım inşallah..Valla bu iş sezeryanla biterse acayip gıcık olurum!!! Onca akupunktur, onca merdiven çıkma,zencefilli çaylar içme, bilmem kaç kere muayene..
Odadaki televizyonu açtım, bir elimde kumanda , bir elimde telefon Ayşe Mitra'nın gelişini beklemeye başladık..
Saat 15:00, 17 Mart 2016,Kent Hastanesi,İzmir..
40+6 haftalık hamileyim, 83 kiloyum ve de bakkala gider gibi doğuma geldim..
İştar'ın önümüzdeki iki gün okulda yapacağı aktiviteleri gözden geçirip ona göre kıyafet ve malzeme hazırlıyorum.En az bir gece hastanede kalacağım, sezeryana dönersek 2 gece.
Doğumun nasıl geçeceğinin yanı sıra İştar 'ın ne yapacağı da beni çok düşündürüyor. Bir kaç zorunlu fuar seyahati dışında doğduğundan beri hiç ayrılmadık ana kız.Evde Sophia var ama İştar ona daha alışmadı, gecenin bir yarısı kalkıp beni arayabilir.
Gece fosur fosur uyuyup sabah 7:30 gibi zar zor uyanıyorum.Doktor en geç 8 gibi hastaneye giriş yapmış olun demişti.Tabi ilk doğumum olsaydı 7:55'de hastanede olurduk ama o saatte aheste aheste duşumu alıyordum.Bir gün önceden fönlenmiş saçım, hamileliğime damgasını vurmuş siyah taytım, içi ıvır zıvır atıştırmalık dolu çantamla saat 10 gibi hazırdım.
Tıka basa kahvaltı ettim. İlk doğumumda doktorum aç gelmemi söylemişti.Yaklaşık 20 saat aç kalıp bir de üstüne 4 kere epidural aldığım için doğumdan hemen sonra kusmuştum ve de yere düşüp bayılmıştım. Üstelik gebelik diyabetiyken. Ne büyük hataymış ve ne gereksizmiş, boşuna aç kalmışım.
Güle oynaya İştar'ı okula bıraktık ve bugün Ayşe Mitra'yı hastaneden alacağımızı söyledik. Onu bol bol öpüp kokladım.
Hastaneye gittik- doktorumun gidin dediği saatten 2 saat sonra..
İyi ki de öyle yapmışız çünkü beni yerleştirecekleri bir oda yoktu! Bırakın kadın doğumu, hastanede diğer bölümlerde bile bir oda yoktu. Zaten İzmir'de doğum yapmak için seçebileceğiniz özel hastaneler bir elin parmağı kadar bile değil. Eh biz de evimize en yakın bu hastaneyi hem ailelerimiz rahat gidip gelebilsinler diye hem de İzmir'deki en düzgün hastane olduğu için tercih etmiştik.Suni sancıyla doğum başlatılacağı için rezervasyonumuz da vardı.
Fakat gel gör ki bütün odalar doluydu ve otel odası gibi saat 12'den sonra boşalacak odaları beklememiz gerekiyordu.
Odaları ayarlayan bilmem ne hanımın masasına karargah kurduk ve kadın doğum katından gelecek haberi beklemeye başladık. Süre uzayınca bizi kafeye postaladılar, 45 dakika içinde sizi arayacağız dediler. Orada birileriyle muhabbete daldık, ben muffin ve de hatta sütlü kahve takılıyorum..
Saat 14'e geliyordu, hala haber çıkmayınca biz kadının odasını bastık.Annem tüm ikna ediciliğiyle sancılarımın başladığını, koridorda doğuracağımı (!), acil oda lazım geldiğini anlatıp duruyordu.
Biz iyice bastırınca, oda temizlikçilerinden biri iki odanın boşaldığını haber verdi. Hangisini istersek yerleşebilirmişiz.
Yukarı çıkınca anladık ki, bunca saat beklememizin sebebi odadaki süslerin bir türlü toparlanamamasıymış.Ama ne süs be kardeşim! 5 çocuğa sünnet aktivitesi çıkar oradan!
Hemen odaya yerleştim, lavman sonrası suni sancım takıldı ve tıpkı 4 sene önce olduğu gibi NST'ye takılı olarak beklemeye başladım.. İlk doğumumda saat 10'da suni sancı almaya başlamıştım, gece 11'de tam açıklıkla doğumhaneye girmiştim.
Umarım bu defa süreç daha kısa sürer..Çok daha hazırlıklıyım, hevesliyim, bu iş uzasın istemiyorum.Daha emzirme faslı gelicek!!
Ben bu 4 kiloluk tombiş kızı normal normal doğuracağım inşallah..Valla bu iş sezeryanla biterse acayip gıcık olurum!!! Onca akupunktur, onca merdiven çıkma,zencefilli çaylar içme, bilmem kaç kere muayene..
Odadaki televizyonu açtım, bir elimde kumanda , bir elimde telefon Ayşe Mitra'nın gelişini beklemeye başladık..
Saat 15:00, 17 Mart 2016,Kent Hastanesi,İzmir..
40+6 haftalık hamileyim, 83 kiloyum ve de bakkala gider gibi doğuma geldim..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)